DİVANI LUGAT-İT TÜRK'TE AKRABALIK BİLDİREN SÖZLER

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Hem kan, hem de evlilik yoluyla, çeşitli şekillerde insanların birbirlerine yakın olması durumuna, genel olarak akrabalık denir. Biz Türklerin, sosyal hayatlarının gelişmesinde ise, akrabalığın büyük önemi vardır. İnsanoğlunun yaradılışını şöyle bir düşünecek olursak; bir ana ve babadan tek başımıza dünyaya gelirken, zaman içinde ailemizin büyüdüğünü (kardeş, amca, dayı, hala, teyze vs. gibi çok yakın akrabalar), özellikle evlilikler yolu ile de akrabalarımızın sayısının arttığını görürüz (kayın-ata, kayın-ana, baldız, kayın-birader vs. gibi). Sosyal bir cemiyet olan aileler ve akrabalar arasında da kurulmuş olan bağlar, Türk toplum hayatının çok güçlü olmasının en önemli sebeplerindendir. Tarih bize göstermiştir ki, aile yapısı ve ahlaki meziyetleri üstün olan milletlerin tarihten silinip atılması mümkün değildir. Birer birer ele aldığımızda sağlam temellerle kurulmuş Türk ailesinin, Türk devlet yapısına da tesir ettiği muhakkaktır.

Sosyologlar tarafından devletin en küçük modeli olarak kabul edilen aile ve buna bağlı olarak akrabalık ilişkilerinin Türklerde son derece önemli olması itibarıyla, bu sosyal müessesenin fertlerinin yakınlığı derecesinde de isimlendirmeler çok zengin görülmektedir. Eski Türkçede “aile, kabile, hısım, akraba” manasına oguş kelimesinin kullanıldığı söylenmektedirı. Üç değişik kitabede “oguş” kelimesine tesadüf etmekteyiz. Bunlar Uyuk-Orzak ID Yazıtı, Köl Tigin ve Bilge Kagan yazıtlarıdır. Bilinen ilk yazılı belgelerimizden olan Kök Türkçe yazılı kaynaklardan başlamak üzere, akrabalık adları hususunda çeşitli eserlerde pekçok kelime tesbit edebiliyoruz. Türk kültürününvazgeçilmez bu eserlerinden biri de Divanü Lügat-it-Türk’dür. Bu şaheserde, biz aşağı-yukarı altmışa yakın kelime tesbit ettik. Bunların pekçoğu da şu veya bu Türk lehçesinde çok az değişikliklere uğrayarak yaşamaktadır. Aşağıda bu akrabalık terimlerini göstermeye çalışacağız:

Aba ..Apa: ”Ana” anasına gelmekte olup, aşağı-yukarı bütün Türk lehçelerinde görülür. Bununla beraber “abla” manası da vardır.

Eçü-Apa : “ata, ced” denmektedir.

Fakat “eçi” veya “eçü”nün, “eçe” yahut da “ece” ile aynılığını kabul edecek olursak, burada bir dişilik anlamının olması söz konusudur. O zaman “ata, ced” olarak manalandırılan eçü-apa deyimi, bütün ölmüş erkek ve kadın ataları ifade ediyor olmalıdır.

Açık: ”Büyük kardeş. Kara-Hanlılar büyük kardeşi “açıkım” diye çağırırlar” demektedir,

Ana: ”Ana, anne”

Aştal: Kaşgarlı Mahmud, “insanın en son çocuğuna aştal oğul denir” diyor. Mesela Kırgız Türkçesinde “astalamak” fıili var ve “yavaşlık, ahestelik, ihtiyat” manalarına gelmektedir. Belki bununla bir irtibatı olabilir. Çünkü insanın son çocuğu, genellikle yaşının olgunlaştığı, hal ve hareketlerinin yavaşladığı zamana denk gelir.

Eze : Teyze demektir.

Avurta: Kaşgarlı Mahmud bu kelimeyi “süt nine” manasına kullanmıştır. Clauson da bu hususta; “ebe, süt nine” demektedir ve bu kelimenin yabancı menşeili (farsça) olabileceği görüşündedir.

Baldır: “Üveyoğul ve üvey kız” demektir . Çok ender kullanılan bir kelimedir.

Baldız:“Bir adamın karısının küçük kız kardeşi” için böyle denir.

Beg: “Karının kocası”. Kaşgarlı Mahmud bu terim hususun da bildiğimiz unvan olan beg ile bir benzeştirme yapmıştır ki, “evinde bege benzediği için böyle denmiştir” diyor.

Çıkan: “Yigen, hala veya teyze oğlu”

Dede: “Baba” manasına kullanllmıştır. Abil Hayyan “ced, büyük baba, derken; Clauson Kaşgarlı’ya dayanarak, kelimenin orijinalinin baba olduğunu, daha sonra “büyük baba” manasını aldığını söyler.

Emikdeş: “Bir memeden emen iki çocuğa derler. Emmekte arkadaş anlamındadır. Kazak Türkçesinde “emşektes” ismi vardır ki, “bir anneden doğmuş, bir meme emmiş kimsedir. Belki bunu süt kardeş olarak alabiliriz.

İçi: Kaşgarlı Mahmud bu hususta, “yaşça büyük olan erkek kardeş” demektedir.

İkkiz: “İkkiz oğlan=ikiz çocuk, Aşağı-yukarı bütün Türk lehçelerinde kullanılan terimi, bazan “ekiz” şeklinde de görmekteyiz.

İni: Divanü Lügat-it-Türk’ün I.cildinde “yaşça küçük kardeş, III. cildinde “kocanın küçük erkek kardaşı, şeklinde geçmektedir.

Kazak Türkçesinde “aynı ana babadan olan kardeş,manasında açıklanan ini kelimesi,

Saha Türkçesinde “amca-zade, yeğen” şeklinde ifade edilmektedir.

İni aynı zamanda, Kapgan Kagan’ın küçük oğlu ini İl Kagan’ın unvanında da görülür.

Kadaş~kadhaş~kadaşlık: ”kardeşlik, hısımlık, akraba, kardeş gibi yakın olan,demektir. Kök Türkçe yazıtlarda karşımıza ençok çıkan akrabalık terimlerinden birisi de kadaştır. Sanırız “arkadaş” kelimesi de bu tenmIe bağlantılı olmalıdır.

Kadın: Kayın, dünür, hısım. Kıpçaklar bunu -z ile söylerler.

Şu ata sözünde de geçer: Kadaş temiş kaymaduk, kadhın temiş kaymış (Kardeş demiş tınmamış, kayın demiş iltifat etmiş). Bu ata sözü hısımlar içerisinde kayınlara saygı ile emrolunduğu zaman söylenir” diyor, Kaşgarlı Mahmud. Genel olarak günümüz Türkçesinde “kayın” olarak karşımıza çıkan bu kelime, “koca yahut karı tarafından akraba” manas ına gelmekle beraber; kayınata, kayınana, kayınbirader, kayınbike (baldız), kayınsinli (görümce), kayıcurt (hanımın sülalesi) gibi söyleyişleri vardır.

Kadnagun: ”Kadın kadnagun= kayın, kayınbabalar; güveyiler ıçın söylenir. Ardarda, kadın kadnagun denir”. Belki kayın mayın gibi.

Kangdaş: Bunun için Kaşgarlı, “kangdaş kadaş= babaları bir olan kardeşler.

Kangsık: “Kangsık ata (üvey baba), kangsık ogul (üvey oğul)” . Görüleceği üzere kangsık kelimesi üveyliği göstermektedir.

Kap: Bu kelime için Kaşgarlı Mahmud; “eğreti olarak hısım”

Karındaş: Kaşgarlı Mahmud, “bir anadan doğmuş iki çocuğa karındaş denir. Çünkü karın kelimesine -daş edatı eklenince, ‘bir karında beraber bulunmuş’ demek olur”, diyor . Bu terim günümüz Kazak Türkçesinde “kız kardeş” yerine kullanılmaktadır. Bunun yanısıra Kırgız Türkçesinde “erkek kardeş tarafından yeğen”e de bu ad verilmektedir.

Kelin: ”Gelin”

Öz: ”Öz kişi (hısım olan kişi)”.

Kis: ”Karı. Erkeğin eşi

Küdegü: “Güveyi”. Bugün bu kelimenin yerini “damat” kelimesi almış gibidir.

Kükü: Divanü Lııgat-it-Türk’de, “Küküy de denir, doğrusu da budur,,61 şeklinde açıklanan bu terimin yerini, bugün genellikle hala almıştır.

Namıca: ”Kadının kız kardeşinin kocası. Bacanak”. Bu terim Türkçe olmasa gerek.

Ogul: ”Çocuk. Çoğulu oglan”. Bu kelimeleri Kök Türk ve Uygur dönemlerinde şahıs adı olarak da görmemiz mümkündür. Mesela; “Oglan Çor, Otuz Oglan”,”Ogul Bars” ,”Ogul Tarkan”.

Ögey: ”Ögey ata (üvey baba). Bunun gibi ögey ogul, ögey kız da denir.

Singil: “Erkeğin (kocanın) küçük kız kardeşi” şeklinde Kaşgarlı Mahmud tarafından izah edilen bu terim eski Türkçede genellikle küçük kızkardeş yerine kullanılır.

Tagay: “Dayı”.Kırgız Türkleri dayıya “taga” demektedirler.

Tugsak: “Dul kadın”. çoğu kere “tul tugsak” diye kullanılır.

Tul: “Dul. Tul uragut (dul kadın)”.

Bu hususta Kaşgarlı Mahmud şöyle bir örnek de vermektedir: “Yavlak tıllıg begden kerü yalıngus tul yeg (Kötü dilli kocadan yalnız dul daha iyidir)”. Bu terime Kök Türkçe yazılı belgelerde de rastlıyoruz. Mesela; ” …kuyda kunçuyum tul yıta esizimen”. Dul kelimesini Yudahin “kadının ölen kocasının tasviri olup, yatağının üzerine asılırdı” diye açıklamaktadır. Bu İslamiyet öncesi gelenek Kazak Türkleri arasında da yaygındi. Eskiden evin bir köşesinde ölünün sembolik olarak bir kuklası bulunurdu. Ölünün ayakkabılarından, silah ve börküne kadar bütün elbiseleri kullanılır ve bir eyerin üzerine oturtulurdu. Kışlaktan yaylaya veya yayladan kışlağa göç ederken bu kukla için bir at yedeklenirdi. Bu kuklaya Kazak Türklerinde “tuI” adı verildiği söylenmektedir.

Tutuncu: ”Tutuncu ogul (evlatlığa alınmış çocuk)”.

Kırgız Türkçesinde ‘kendi çocuğu gibi tutmak” manasına gelmektedir.

Tüngür: ”Dünür. Karının hısımları. Bunlar karının anası, babası ve kardaşı gibi kimselerdir.

Çagatayca lügatte de bir tüngür kelimesi geçmekte ve “peri, umacı, cin” şeklinde manalandırılmaktadır ki, evlilik. yoluyla meydana gelen bu akrabalık terimiyle alakası olup, olmadığını bilemiyoruz.

Türkün: “Oymakların, hısımların toplandığı yer. Ana, baba evi”.

Uragut: ”Avrat, kadın”.

Un: ”Erkek evlat. Un oglan (erkek çocuk)”.

Urug: ”Tane. Tohuma da urug denir”. Kaşgarlı Mahmut, “Buna benzetilerek hısımlara da urug-turug denir” şeklinde bir açıklama yapmaktadır.

Yufga: ”Ogulluk, oğulluğa alınmış”.

Yurç: ”Karının küçük erkek kardeşi, küçük kayın.

Kocanın küçük kardeşiyle, karının küçük kardeşi ayırt edilir. Kocanın küçük kardeşine ini, yaşça büyük olursa içi denir. Kocanın kendinden küçük kız kardeşine singil, büyük olursa kız kardeşine eke derler. Karının kendinden küçük olan kız kardeşine baldız, büyük olan kız ,kardeşine eke denir”.

İşiler: ”Kadın, hanım demektir. Aslı işilerdir. Bu kelime çoğuldur, tekil olarak da kullanılır.”

Türkçenin Diriliş Hareketi

www.suatozer.com
www.yalcinmihci.com
Kaynak: Prof.Dr. Saadettin GÖMEÇ

0 yorum:

Yorum Gönder