TÜRK TARIMI

28 Şubat 2014 Cuma


Dr. Hatice Şirin USER

Türklerin tamamen göçebe bir hayat sürdüklerine dair yaygın kanılar sebebiyle, tarımla olan ilişkileri çok az dile getirilmiştir. Oysa Çin yıllıklarını inceleyen araştırmacılardan öğrendiklerimiz, Türklerin atalarının tarımla da uğraştıklarını ve ürün elde ettiklerini göstermektedir. Proto Türk kavimlerinden olan Hunların zaman zaman göçebe hayattan uzaklaşarak bir yere yerleştikleri, et yedikleri ve tarımla meşgul oldukları bu yıllıklarda kayıtlıdır. Proto Kırgız kavimlerinden Cu-şilerin Çince ve Hunca yazdıklarını, klasikleri Hun dili ile okuduklarını, buğday yetiştirdiklerini, meyveliklerinin çok olduğunu, üzüm şarabı ve tuz ürettiklerini, dut diktiklerini, bu kaynaklardan öğrenmekteyiz. Aynı kavimlerin darı, buğday, arpa ve bir tür yulaf ekip bir ezme değirmeni ile bunları un yaptıkları da bilinmektedir (Eberhard 1996: 68; 76; 90; 98).

Altay yöresinde ve Batı Türkistan’daki arkeolojik bulgular, Türklerin yaşadıkları ülkelerde tarihin çok eski çağlarından beri tarımın var olduğunun kesin işaretlerini ortaya çıkarır. Yenisey boylarında M.Ö. VII. yüzyıldaki Tagar kültürünü yaratan Ting-ling Kao-che, Teih-le, Töles gibi Türk kavimleri, arklar açarak tarımla uğraşırlardı. Şimdiki Kazakistan ortalarında, özellikle ırmak boylarında çapa ile kazılıp işlenen topraklarda, bronz çağından itibaren tarım görülmektedir. Toprağı işleyen bu çapalar bronz, taş veya kemikten yapılmışlardır. Bu çağdaki Andronova kültürü temsilcileri, göçebe çobanlığı yanında ilkel şekilde tarım da yaparlardı. Bu tarım sonraki yüzyıllarda, MÖ birinci bin yıl ortalarına doğru daha da gelişti. Erken göçebe çağına, MÖ VII-III. yüzyıllara tarihlenen ve doğuya iki sıra taşla açılan kurganlarda oval biçimde öğütme taşları bulunmuştur. Diğer taraftan, bugünkü Kırgızistan’da, Fergana ile sınır olan dağlardaki kaya resimlerinde, sabanla çift sürenler görülür (Baykara 1997: 125-126).

Hun ve Göktürk (Türük Bil) sonrası Türk tarihinde, Türklerin tarımla olan ilişkileri daha belirgindir. Anonim bir coğrafya kitabına göre, Hazar Devleti’nde tarım alanları, bostanlar ve meyveler çoktu. Ahmet Tûsi’ye göre, Hazarların başkenti Etil şehrinin çevresindeki tarım alanı, 20.000 fersah kadar geniş bir yer tutuyordu. Sir Derya deltasında yerleşen Oğuzlar, araştırmacıların “bataklık ziraatı” diye adlandırdıkları bir metotla ürün yetiştirmişlerdir. Karluk ve Türgişlerin hâkim oldukları Batı Türkistan’da tarım, sulamaya elverişli ırmaklar boyunca gelişmiştir. Çinli budist rahip Hüen-Tsang, VII. yüzyıl başlarında geçtiği Çu vadisinde tarımın geliştiğini ve çevrede üzüm bağları bulunduğunu yazar. Ebu Dülef, IX. yüzyılda Kaşgar (Argu?) ülkesinde arpa, buğday, Karahanlı ülkesinde arpa, darı, çeşitli sebzeler; Beha ülkesinde darı, Çiğillerde arpa ve burçak yetiştirildiğini kaydeder (Baykara 1997:130-132).

Resim: Fergana, Saymalı Taş Petrogliflerinde Tarım



0 yorum:

Yorum Gönder