Bedizler

14 Eylül 2013 Cumartesi


Meksika'da kaya üzeri bediz. Bu bediz oldukça değerli. Çünkü Türk kaya üzeri bedizlerinde gördüğümüz iki ayrı betimlemeyi burada iç içe görüyoruz. Bunlar Türk "Tengri" (Tanrı) ve "Kün" (Güneş - Gün) yapılarıdır. Tengri betimlemesinin ve bu betimleme içinde yer alan düşünce yapısının çok eski dönemlerde Kün (Güneş Ana - dişil yapı) betimlemesi ve düşünce yapısından ortaya çıkmış olabileceğini yazıyorduk. Bu yapı çok benzer bir şekilde uzak akrabalarımız olan Amerika yerlilerinde de yer alıyor. İşte bu görsel tam da bunun sürecini bize yansıtıyor ve belgeliyor. Kendi kadim topraklarımızda ayrı ayrı gördüğümüz bu kendi içinden doğmuş iki kutlu yapının birleşimini ve sürecini uzak akrabalarımızdan daha açık şekilde öğreniyoruz.

Kürşad BAYTOK 

* * *

"Bediz", eski Türk dilinde "bezemek"ten, yani "süslemek" kelimesinden türetilmiş bir kelime.

Anadolu köylerinde "bediz" ve "bedizci" sözleri yalnızca Batı Anadolu çevrelerinde görülür. O da, heykel ve heykeltıraş anlamı olarak. Anadoludaki bu anlam ve anlayış da, eski türkçe bakımından yanlış değildir. Çünkü XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud da, "bedhiz burkan" sözünün, "heykel" anlamına söylendiğini yazıyordu. Aslında eski Türkler, süsün her türlüsüne, "bediz" derlerdi. 

Kültegin kendi yazıtında, bir ev yaptırdığından ve bu evin, "içine ve dışına, görülmemiş süs, (yani bediz) vurdurduğundan" söz açıyordu: "İçin taşın adınçıg bediz urturtum". Sözün eski türkçesi böyle idi. Göktürk yazıtlarında, "taş süsleri" ile taş süslemecilerinden de, sık sık söz açılıyordu. "Evi bezemek" işi de, sık söylenen işlerden biri idi. "Bedizlig ev", yani "süslü ev", hem Kutadgu Bilig'de ve hem de Kaşgarlı Mahmud'un kitabında görülüyordu. Baharda yeşillikler ile çiçeklerin, doğayı süslemesi de, yine bu söz ile karşılanıyordu. 

"Bezek" sözünün anlamı, eski Türklerde çok daha genişti. Bu sebeple bezek günümüze kadar gelmiştir. "Ol evin bezedi", yani, "O evini süsledi", gibi. Doğal olarak zamanla , bezemek sözünün anlamıda genişlemiştir. Örnek olarak Kutadgu Biligde, "bu begler kapugın siyaset bezer", yani, "beylerin kapısını siyaset bezer", diyordu. XIII. yüzyılda yaşamış olan Türk şairi Yügneki ise, "dil ve sözü, doğru söz bezer", diyordu. Yine Kutadgu Biligde, "süslü saray" için, "bezeklig saray", sözü kullanılıyordu.

"Bezemek" de, bugünkü anlamına çok yakın idi. XI. yüzyıl Türklerinde, "ev bezendi", "kadın bezendi", yani "uragut bezendi" gibi deyişleri sık sık görebiliyoruz. Bugünkü, "süslendi bezendi" gibi, eski Türkler de, "bezendi kozandı" diyorlardı.Bu sözü özellikle, "kadınların süslenip, bezenmeleri" için söylüyorlardı: Ornek olarak, "kadın süslenip bezendi" demek için, "uragut bezendi kozandı" sözünü kullanıyorlardı. Buradaki uragut, bizim "avrat" sözümüzün eski şekli idi.

Örneklerden de görüldüğü gibi eski Türklerde evi nakışla süslemek ile, bir elbiseyi süslemek arasında, açık bir ayrılık gösterilmiyordu. Harezmşahlar Türk kültür çevresinde, "o, elbisesini süsledi" diyebilmek için, "bezedi tonnı", deyip, geçiyorlardı. Bilindiği üzre Harezm göçmenlerinin Anadolunun kültür gelişmesinde, çok önemli rolleri olmuştu. Bu sözlerin söyleniş ve anlamları, aşağı yukarı bu günkü Anadoluda da değişmemiştir. Mısırdaki Memlük devletinde de, "bezek, bezendi, bezedi" sözlerinin anlamları, Anadoluya paralel olarak gelişmişti. Yalnız onlar, "kadınların ağlık ve pudraları" için, "bezevü", yani, "bezeği", diye, bir deyiş daha çıkarmışlardı. Eski Mısır Türkleri bezemek için, "tonanmak ve könenmek" de, demişlerdi.





0 yorum:

Yorum Gönder