Selçuklular’da ve Atabeyliklerde Posta ve İstihbarat

27 Eylül 2011 Salı
Selçuklu Sipahisi İslamiyet’in ilk zamanlarından itibaren bütün İslam devletlerinde “Berid” olarak adlandırılan posta teşkilatının çok eski zamanlardan itibaren var olduğu bilinmektedir. Berid sözcüğünün Latince posta hayvanı anlamına gelen Veradus‘tan geldiği hakkında yaygın bir kanaat vardır. İslam âleminde bu teşkilatı berid adı altında ilk kez kuran I. Muaviye’dir. Onun Bizans posta teşkilatından faydalandığı da bilinmektedir. Posta sisteminin kökeni ise Ahamenidlere dayanmaktadır. 


I.Dara zamanında hükümdarın emirlerini hızla yetiştirmek ve imparatorluğun her tarafında olup biteni imparatora en hızlı ve doğru olarak bildirmek üzere geniş teşkilatlı bir devlet postası kurulmuştur. İslam devletlerinde berid teşkilatı geniş ölçüde kullanılmıştır. Emeviler bu teşkilatın yürümesi için yılda 4 milyon dirhem harcıyorlardı. Abbasiler’de ise yine berid teşkilatına önem verilmiş hatta posta ve istihbarat işleriyle meşgul divan-ı berid adıyla birde divan kurmuşlardı. Büyük Selçuklular’da ise Gazneliler’den ve Buveyhiler’den kalan diğer bazı kuruluşlar gibi bu kurumunda bozulduğu ve casusluk işlerine hiç önem verilmediği görülür. Hatta Alparslan casus ve casusluktan devlete zarar geleceğine inanmış ve berid divanını kaldırmıştır. Ancak çok geniş bir coğrafyaya hâkim olan Selçukluların berid teşkilatından uzak kalması da düşünülemezdi. Bu nedenle berid divanı yerine bu vazife “Sahib – i haber” veya “sahib-i berid” denilen ve sultan tarafından seçilen kişilere verilmiştir. Alparslan’dan sonra tahta geçen Melikşah berid teşkilatından geniş ölçüde faydalanmıştır. 


Posta ve istihbarat teşkilatının diğer Türk devletlerinde var olduğu bilinmektedir. Mesela Kirman Selçukluları, Memluklar, Türkiye Selçukluları, Suriye Selçukluları gibi Türk devletlerinde berid teşkilatı kullanılmaya devam etmiştir. Memluklularda posta sisteminin Fatimi ve Eyyubiler’dekilerin devamı ve çok gelişmişi olduğu biliniyor. Baybars Haçlı Savaşları sırasında berid teşkilatını yeniden düzenlemiştir. 


Devlet posta sisteminin kişilere hizmet vermediği onların postalarının kervanlar aracılığıyla gittiği bilinmektedir. Özel posta batıda Venedik gemilerinin aracılığıyla kullanılıyordu. Yukarı Almanya ve Bizans arasında mektup getirip götürüyorlardı. Ancak Bizans imparatoru bazı mektuplar nedeniyle hoşnutsuzluk duydu ve özel postayı 960 yılında yasakladı. 


Çift Başlı Kartal Posta sistemi bilgi toplama, casusluk ve devlet evrakının ulaşımını içermektedir. Resmi devlet postası atlı veya develi, yaya veya güvercin postası olabilmekte ayrıca normal ve hızlı olarak çeşitlenebilmektedir. Güvercinlerin berid teşkilatında çok önemli bir yeri vardır. “El-hamamu’l – havadı” (hızlı uçan güvercin ) ya da “el- menasıb” denilen güvercinler, defterü’l- ensab ’a kayıtlı idiler. 


Bunları yetiştiren ve bakan kişilere “berrac” denilip maaşa bağlıydılar. Varakü’t – tayr denilen özel bir kâğıda yazılan mesaj, kuşun kanat teleklerine konurdu. Bu mesajlar kısa ve özlü olup “bitaka “ olarak adlandırılırdı. Ayrıca kullanılan yazıya “gubari” adı verilmekteydi. Her kuşa bağlana kâğıdın ağırlığı 5 gr idi. Gerek güvercinler ve gerekse posta işlerinde kullanılan kuyruğu kesik ve boynunda çanlar bulunan posta atları ile hecin develeri ve ulaklar için dinlenebilecek binek hayvanlarını değiştirebilecek ribatlar mevcuttu.


Uzun mesafelerde kuşlar için “merakizü’l – hamam” denilen dinlenme yerleri vardı ki buralar atlı veya develi kuryelerin de konaklamalarına uygundu. Posta teşkilatında kullanılan atlar uzun mesafe koşabilen atlardı develer ise hecin develeriydi. Develeri kullanan kişilere ‘neccabün’ denilirdi. Güvercinlerin gece uçamayacağı düşünülürse at ve develerin gece kullanılması daha uygundu. Kullanılan at ve develer bedevi kabilelerden temin edilmekteydi. 


Çevresindeki devletlerde posta ve istihbarat teşkilatının bulunması Türkiye Selçukluları’nda da bu teşkilatın bulunmasını zorunlu kılıyordu. Türkiye Selçukluları’ndaki posta teşkilatı Büyük Selçuklular’dakinin devamı gibidir. İbn-i Bibi, Aksarayi, Anonim Selçuk-name ve Eflaki’de gidip gelen elçi, casus, yollanan mektup ve fermanlara ilişkin bol miktarda kayıt var. Bunlardan bir tanesi çok ilginçtir. İbn-i Bibi Antalya’nın fethinden sonra Antalyalı Hıristiyanların baş kaldırmasının haberinin hadiseden yalnızca üç gün sonra Konya’ ya ulaştığını belirtiyor. Bir kervanın hızı günde 30 km kabul edilirse bu ancak ulak hızıdır. 


Yol üstü yapılarını gerektiren bir başka kuruluşta büyük Selçuklularda bulunan ve askeri teşkilatın bir parçası olan menzil teşkilatıdır. Menzil teşkilatının görevi ordunun geçeceği yerlere ve yollardaki konak mahallerine yem ve yiyecek sağlamaktı. Türkiye Selçuklu dönemi kaynakları menzil teşkilatı hakkında fazla bilgi vermez. 


Osmanlı Devlet teşkilatının bir parçası olan derbentçiliğin ise Selçuklu dönemindeki durumu hakkında pek bilgi almak mümkün değildir. Ancak derbent teşkilatı üzerinde yapılan araştırmada derbent sözcüğünün yolların ve geçitlerin emniyetini sağlayan teşkilatı ifade etmek için XV. Yy.dan beri kullanıldığını göstermektedir. Türkiye Selçuklu dönemi yolları çakışan yolların yanı sıra birçok Selçuklu hanının Osmanlı döneminde onarılarak derbent yapılması bu teşkilatın temelinin Türkiye Selçukluları’na dayandığını gösterir. Yolların bakımı ve onarımı derbentçiliğin görevleri arasındadır. Derbent bir yapı ile sınırlandırılmaz; yerleşme, çevre duvarı, camii, bir veya daha fazla han içerebildiği görülmektedir. Türkiye Selçuklu döneminde iki yer derbent olarak kaydedilmiştir. Bunlardan biri “yunus derbendi” diğeri ise “akça” derbendidir. 


Musul atabeyi İmadeddin Zengi, gerek dâhili gerekse harici işlerde posta ve istihbarat teşkilatından geniş ölçüde yararlanan birisiydi. İbnü’l-Esir 1127 yılı kayıtlarında Zengi'nin Mardin hâkimi Hüsameddin Temürtaş’ın elinde bulunan Nusaybin’i kuşattığı zaman, Temürtaş posta güverciniyle Nusaybin’e haber göndermiş ancak güvercin Zengi'nin yanındaki çadırlardan birine konmuş, sonrada avlanıp taşıdığı mektup değiştirilmiştir. Mektupta Temürtaş Nusaybin’e 5 gün dayanın diye haber göndermişti. Ancak bu haber değiştirilerek 20 gün yapılmıştır. Nusaybin muhafızı 20 gün dayanamayacağını bildiği için şehri teslim etmiştir. 


İmadeddin Zengi, Urfa’nın fethinden sonra el-birayı kuşattı. Kuşatmanın devam ettiği bir esnada Atabey’in yanındaki meliklerden biri isyan etmiş ve naib çakırı öldürmüştü. Bir anonim Süryani kaynağı gecenin karanlığında deve üzerinde fırtına gibi yol alan bir habercinin naib Çakır’ın Musul’da öldürüldüğünü ve Mezopotamya’da isyanın başladığı haberinin Zengi’ye ulaştırıldığını kaydetmektedir. 


Sonuç olarak hem Selçuklular’da hem de atabeyliklerde posta ve istihbarat işlerine bakan bir divan yoktu. Ancak berid sistemine önem verilmiş ve “sahib-i haber” adı verilen bir yetkili tayin edilmişti. Berid teşkilatının düzenli bir şekilde yürütülmesi maksadıyla yollar üzerinde ribatlar kurulmuştur. Ülkenin çeşitli yerlerinden gelen ve giden evraklar bunlar aracılığıyla taşınırdı. Vergi konusundaki bütün bilgiler, tabii afetler, mahsulün verim durumu yiyecek fiyatları ve ayaklanmalarla ilgili yerel yöneticilerin merkeze bildirmek istedikleri haberler, bunlar tarafından gerekli yerlere iletilirdi. 


Bu teşkilatın istihbarat kısmı ise dâhili ve harici bilgileri toplardı. Zaman zaman değişik kıyafetlerle yüksek dereceli devlet memurlarının hal ve davranışlarını da merkeze bildirmek zorunda idiler. Haçlıların orta doğuya gelmeleriyle bu teşkilatın önemi de artmış ve teşkilat güçlendirilmiştir. Bilhassa uç bölgelerin deki haçlı faaliyetleri hemen merkeze ulaştırılıyordu. 


Berid teşkilatında bağlantı noktalarını temsil eden ribatlar, yerel halk tarafından sökülerek yok edilmiştir. Pişme tuğladan yapılan güvercinliklerde zamanla harabeye dönmüş ve izleri ebediyen yok olmuştur.


Seyfullah Aslan / 20 Temmuz 2009



http://www.muverrih.net/2009/07/20/selcuklularda-ve-atabeyliklerde-posta-ve-istihbarat/

0 yorum:

Yorum Gönder