Timur'un Günlüğü

7 Mayıs 2011 Cumartesi
Timur'un günlüğü yayımlandı

Ankara savaşıyla Anadolu'yu da istila eden Timur'un günlüğü yayınlandı

Dünya Bülteni / Kültür Servisi
Timur’un Günlüğü adıyla yayımlanan eser Timur’un kendi ağzından saltanat mücadelesini, orduyu ve devleti yönetme ilkelerini, toplum görüşünü, din anlayışını, felsefesini ve kişisel ideallerini anlatır. Bu eserin “Melfuzât” denen kısmında Timur, ilk saltanat kavgasından son Ankara Savaşı’na kadar gerçekleşen olayları kendi perspektifinden otuz bir fasıl (kengeş) içinde hikâye eder. Eserin ikinci bölümü olan “Tüzükât” kısmında ise, devlet kurma ve yönetme ilkeleri ve onun uygulamalarını ortaya koyar.

Günlükte Neler Var?
Melfuzât ve Tüzükât’ın Timur’a ait olup olmadığına ilişkin tartışmalara özellikle Rus Tarihçisi Barthold’a değinen önemli bir giriş yazısı var. Kitabı hazırlayanların kanaati kitabın Timur’a ait olduğu yönünde.Zaten onun hayatına dair ayrıntılı anlatımların yer bulduğu satırların bir başkası tarafından yazılması imkansız gibi.

Kitabı hazırlayanlar onun eserinin ikinci kısmı Tüzükât’ı sadece bir tarih eseri değil; aynı zamanda Timur’un başarılı bir asker, bir devlet adamı ve bir lider olarak temel ilkelerini içeren bir rehber kitap olarak görülebileceğini ifade ediyorlar. Onun, iyi tetkik edildiğinde hayatta öncü olmak isteyen müteşebbis, işadamı, yönetici, siyasetçi ve aile reisi gibi herkesin prensip edinebileceği ilkeleri içerdiğinin görüleceğini belirtiyorlar. Timur bu kitapta başarısının sırlarını vermekte ve sağlam bir devlet kurabilmenin esaslarını ortaya koymaktadır. Bu bakımdan Tüzükât, adalet esaslı bir devlet oluşumunda esaslı rol oynayacak düşünceye kaynaklık edecektir.

Tefeül Dolu Bir Hayat 
İnsan Timur’un yazdıkları üzerine düşününce, eğitim hayatımız boyunca onun bizde oluşan imajıyla çelişik bir yanının olduğunu görüyor. Bu durum yazar Timur’un okur tarafından anlaşılmasını güçleştirici bir özellik olarak değerlendirilebilir. Oysa günlüğü bir bütünlük içinde incelendiğinde, onun hayat algısının temel yönleri kolaylıkla fark edilecektir. Örneğin kitap falı olarak bilinen tefeül onun hayatında geniş bir yer tutmakta. Bilindiği gibi bir niyet veya dilek tutularak kutsal kitapların rastgele açılması neticesinde, ilk göze çarpan ifadelerin okunarak yorumlanması, “tefeül, tefeül etmek” olarak tanımlanmıştır. Timur, Melfuzât’ta “Çocukluk Çağı ve Şeyh Şemsüddin’in Rehberliğinde Eğitim” başlığında, kendisiyle ilgili bilgiler verirken, isminin Kur’an’dan tefeülle belirlendiği konusunda açıklamalarda bulunmaktadır. Timur’da karar veremediği durumlarda Kur’ân’a bu amaçla sık sık kullanmaktadır. Nitekim bir başka yerde, “bir işi yapmaya niyet etsem, istişare bir neticeye ulaşınca yine Kur’an’dan tefeül ederek, ona göre davranırdım” der.

Ankara Savaşında mağlup ettiği Yıldırım Bayezid’i Kayser olarak anan Timur onun askerlerini de Rum olarak anar ve şöyle der : “Sonra kendüm Angürya yoluyla Kayser üstüne leşkerlerle yürüdüm. Kayser Bâyezid ise atlı ve yaya olarak yüz bin askerle beni karşılamıştı. Savaş başlayınca Rum askerini yendim. Askerlerim Kayser’i esir alıp önüme getirdiler. Yedi yıllık seferden sonra zafer ve galibiyetle Semerkand’a geri döndüm.”

O nedenle Timur’un anlaşılması için bir anahtar niteliğindedir.

27 Nisan 2010

0 yorum:

Yorum Gönder