OSİRİS (OZ/İRİS)

3 Mayıs 2011 Salı
Maya-Mısır-Asya-Anadolu Ortak Kültürü  10




Harf yazısının ortaya çıkışı ile görüşlerimi aktarmaya devam ediyorum. İlk olarak Tengri damgasından söze başladım ve bu damgadan iki farklı harfin ortaya çıktığını gösterdim. Bunlar O ve T harfleridir. Yuvarlak O harfi görüntüsünü güneşten aldığından güneş tanrının da simgesi olmuştur. T harfi ile yan yana geldiğinde /ateş/ demek olur ki bu da güneşin ısı yayan özelliğinden türetilmiştir.

  O harfi güneş tanrı olduğuna göre O ile ilgili olan diğer tek heceli sözcükler de Ön-Türk kökenli olmaları gerekir. Örneğin OZ, OL, ON sözcükleri de tanrısal sözcüklerdir ve onları ayrı ayrı incelemek gerekir. Bunların her biri köksözcüklerdir. Öncelikle OZ sözünden başlayalım.

  OZ kök sözcüğü bugün dahi kullanmakta olduğumuz ÖZ sözünün aynıdır. Yani asıl kaynak, en önemli tek tanrı ve her varlığın özü anlamındadır. Ön-Türk toplumlarında geçerli olan din şaman dini idi. Şaman sözünün aslı KAM sözüdür. Kamlık veya kamanlık belli insanların manevi uçuşlar yapabilme yeteneğini ifade etmektedir. Bu manevi uçuşlar öze ulaşmak ve özleşmek anlamını taşır. Yani şaman kişiler kendi fiziksel bedenlerinden çıkıp manevi uçuşlar yaptıklarında OZ'laşıyorlardı.

  Bu sözcük diğer kültürler tarafından alınmış ve değişikliğe uğratılmıştır. Ancak her kültürde bir asıl tanrı, tanrılar tanrısı, tanrıların kralı vardır. Örneğin, kadim Mısır kültüründe tanrılar tanrısı Osiris adlı tanrıdır. Osiris sözü OZ-İRİS olarak okunur. Sondaki –is takısı Yunan kökenli olup sonradan eklenmiştir. Asıl adı /OZ-İR olup öze ait, özle birleşmiş olan/ demektir. –İR takısının /ait/ demek olduğundan söz ettim. İR takısı sonraları tek başına büyük tanrı adı olarak kullanılmış ve tanrı RA olarak Mısırda varlığını sürdürmüştür.





     Kadim Mısır Tanrısı Osiris

  Demek ki, en kadim dönemde OZİR olarak bilinen tanrılar kralı sonraları RA adı ile varlığını devam ettirmiştir. Biz genelde bu iki tanrının farklı olduklarını sanırız. Oysa ki tapınaklarda Tanrılar kralı olarak hep Osiris resmedilir. RA ise sadece söz edilir ama resmini bulamazsınız. Şekilde tanrılar tanrısı  Osirisin tahta otururken resmini görmekteyiz. Hiyeroglif olarak da Osiris üç adet şekil ile betimlenir. Bunlar ilki sakallı insan resim ki, bu simge genel olarak /tanrı/ anlamını taşır. İkincisi, Taht resmi ki, bu da en yüce tanrı /tanrılar tanrısı/ demektir. Üçüncüsü ise, göz resmi. Bu da /herşeyi gören tanrı/ demek olmaktadır.

  OZ adı ile anılan bir diğer tanrı Yunan panteonunun en büyük tanrısı ZEUS adlı tanrıdır. Bu isim ZE-is şeklinde okunmalıdır. Sondaki –is takısı belirtgen olup ihmal edilebilir. Ön-Türklerin tek bir damga ile bütünsel kavramları aktardıklarını gördük. Burada söz konusu olan damga yıldırım düşmesini andıran Z damgasıdır. Gökten inen yıldırım görüntüsü veren Z kadim Yunan kültürü tarafından ZE olarak okunmuş ve oradan ZEUS adı doğmuştur. Fakat asıl damganın adı OZ olduğunu görüyoruz. Yunan mitolojisi uzmanlarına sorun, Zeus adının anlamı nedir? diye, emin olun hiç biri bilmez. Sadece bir isimdir, deyip atlatırlar. Oysa ki OZ olup, tanrıların kralıdır.


    OZ damgasının gelişimi


  Şekilde OZ damgasını ve Z harfinin ortaya çıkışını görüyoruz. Resmin sol üst kısmında görülen Ön-Türk damgaları gökten inen şimşek veya yıldırım görüntüsü aktarıyorlar. Orhon kitabelerinde görülen S1 harfi kalın sesli harflerle bir arada seslendirilir. Bu işareti SA, AS, SU, US, SO, OS, SI, IS şeklinde okumak mümkündür. S2 işareti ise Sİ, İS, SE, ES, SÖ, ÖS, SÜ, ÜS olarak okunabilir. Finike abecesinde Z sesini veren harf I şeklinde olup adı Zayn idi. Zayn şeklinde yer ile gök birer kısa yatay çizgi ve her ikisine hakim olduğu anlamını veren bir dikey çizgi görüyoruz. Bu da OZ olan asıl tanrının simgesidir. Arap Elif harfi de dikey bir çizgidir ve aynı şekilde, tanrıyı simgeler.

  Erken Yunan abecesindeki S harfinin S1 harfinden küçük uzantının eksilmesi sonucu oluştuğunu görmekteyiz. Bu işaret de şimşek işaretidir. Daha sonra köşeler yuvarlak hale dönüşerek Latin S harfi ortaya çıkmıştır. İnce seslerle uyum sağlayan S2 damgası büyük olasılıkla İS şeklinde seslendiriliyordu bu sözcük de Ön-Türk dilinde /kendi, özü/ anlamında dikey bir çizgi olarak gösteriliyordu.


  Bu sözcük Almanca IST ve İngilizce IS (okunuşu iz) olarak varlığını devam ettirmektedir. Z sesi hem Zeus adında hem de Zeta harf adı olarak Yunan abecesinde vardır.  Ön-Türkçe Z damgasının günümüzde “-iz” takısı olarak kullanıyoruz. Bu takı da çoğul olarak (geliriz, gideriz, güleriz....) şeklinde var olmayı belirtiyor. Çoğul olarak kullanılan –iz takısı aslında /yüksek ben, ÖZ olan ben/ demektir.

  Ön-Türk damgalarından bir diğeri de “su” damgasıdır. Bu damga, bildiğimiz göl veya denizin dalgasından mülhem kırık bir çizgidir. Türkmen halı deseni olarak, su damgası halen varlığını sürdürür. Antik Mısır yazısında MU olarak okunan işaret üst üste binmiş üç adet su damgasıdır. Anlamının da “su” olduğu biliniyor. Yunan Sigma harfi ile Latin M harfi aynı damganın farklı yönlere dönmüş halleridir. Bu bakımdan M ile S ilişkisi de ortaya çıkmaktadır. Su, mu, süt, myölk, milk sözcükleri bu unutulmuş ilişkiye işarettirler. Nitekim, İngilizce “ME (okunuşu mi) sözcüğü ile Fransızca MOİ (okunuşu mua) sözü de /ben/ demek olup her ikisi de M harfini içermektedirler. Ön-Türkçeden aktarılmış olan Farsça MEN sözcüğü de ben demek olduğuna göre, tüm bu ilişkilerden S, Z ve M harflerinin Ön-Türk OZ damgasından dönüşerek simgeleştikleri sonucuna varmaktayız.




Doç. Dr. Haluk BERKMEN




0 yorum:

Yorum Gönder