MAYA DİLİ - ÖN TÜRKÇE - JAPONCA

5 Nisan 2011 Salı
Japonca ile Türkçe arasında çok ilginç benzerlikler ve ilişkiler vardır. Genel olarak iki kültür arasında çeşitli benzerlikler olduğu gibi, dil ilişkileri ayrı bir derinlik içerir. Çünkü, Japonların bugünkü adalarına göçleri yaklaşık günümüzden 4000 yıl, belki de daha eski bir tarihte olmuştur.

  O günden yakın zamana kadar Türklerle Japonlar arasında ne ticari ne de kültürel, herhangi bir alış-veriş olmamıştır. Bu bakımdan iki dil arasında ödünç alma söz konusu olamaz. Eğer hem anlam hem de ses benzerliği olan ortak sözcükler varsa, bu durum her iki dilin ortak bir kök dilden türediğine işarettir.


  Bir önceki yazımda Tennö sözünün imparator olduğunu söyledim. Bu sözcük TEN-NÖ şeklinde ayrılırsa Ten (kutsal ben) ve Nö veya No (yeryüzü insanı) demek olmaktadır. Maya dillerinde her iki ifade şekli ‘ben’ olarak kullanılmaktadır. Fakat ilginç olan şudur: Türkçe İNSAN sözünü de aynı şekilde İN-SAN olarak ayırırsak anlamı /saygın ben/ olmaktadır. Çünkü, Japonca SAN = Sayın, saygın demektir ve sözü dinlenen yani sayılan kişi anlamını taşır. Demek ki, hem İN hem de SAN Ön-Türkçe kök sözcükler olmaktadırlar. Zaten iN /Nö heceleri N harfinin farklı seslendiriliş şekilleridir.


  TENG göksel ve kutsal ben demek olduğuna göre Orhon kitabelerindeki şu ifadeyi hatırlayalım: 

 
   Tengri teg, Tengride bolmuş Türük Bilge kagan. 


  Anlamı: Tanrı gibi, Tanrıda oluşmuş Türk Bilge Kağan. Tanrıda oluşmuş derken kendisinde tanrısal özellikler bulunduğunu ifade ediyordu. Aynı durum Japon imparatorları ve Maya kralları için de geçerli olmuştur.



  Maya dilinde tek A harfi ile hem /senin/ hem de /sizin/ demek olduğundan söz ettim. Türkçe /sana/ derken SAN = saygın (siz) ve A takısı kullanıyoruz. Böylece -A takısının Ön-Türkçe’den gelen bir kök sözcük olduğunu göstermiş oluyoruz. 

  Bir diğer ilişki Maya dilindeki BİZ demek olan TEN-ON sözünün ne derece Japonca TEN-NÖ sözüne benzediğidir. Yönetici kral ve imparatorların kendilerinden söz ettiklerinde daima BİZ şeklinde ifade ettiklerini hatırlatmak isterim.

  Bir diğer Maya lehçesinde BİZ için OGH sözcüğü kullanılıyordu. Bu sözcük de Ön-Türkçe’dir. Çünkü, Asya kökenli Türk boylarına On-OK , Boz-Ok, Üç-Ok dendiğini biliyoruz. Buradaki OK sözcüğü BİZ demek olup topluluk ve boy anlamını aktardığı gibi, yönetici kişinin de kendine OKH olarak hitap ettiğini görüyoruz.

  Kızılderili yöneticiler beyazlarla karşılaştıklarında sağ ellerini kaldırıp OGH veya UGH derlerdi. Yani 
“Yönetici olan ben (biz) seni (sizi) selamlıyorum”.

Ön-Türk boyları sadece doğuya değil, batıya da göç etmişlerdir. Akdeniz kıyılarına gelen boylar tüm kıyı bölgelerine yerleşmiş, dillerini ve dinlerini yaymışlardır. Ok ülkesi denen bölge İsviçre'nin güneyini, İtalya'nın kuzey ve orta bölgelerini Fransa’nın tüm güneyini ve İspanya’nın Bask ile Katalunya bölgelerini içine almakta idi. Konuştukları dil zaman içinde birçok isimler almıştır. Fransa'da Provencal ve Basque, İspanyada Oezkara ve Catalan, İtalya’da ise Etrusk adlı diller OKların konuştuğu Ön-Türk dilinden gelişmiş ve dönüşmüştür. Zaten halen bile o bölgelere Occitania ve Langue D’Oc denmektedir. Occitania’nın 190,000 Km karelik bir alanı kapladığı söylenmektedir. Fransanın güney bölgelerinde konuşulan dilde OC “evet” demek idi. Halen bile dünyanın her yerinde İngilizce olarak bilinen ve “evet” anlamını taşıyan OK denmiyor mu? Bu “okey” sözünün aslı bilinmiyor.

  Çeşitli görüşler olsa da benim görüşüm bu sözün OKH olan ve OK olarak bilinen yöneticiyi onaylamak için kullanılan bir selam şekli idi. OK dendiğinde “Seni yöneticim olarak onaylıyorum ve selamlıyorum” denmek isteniyordu. Kızılderili yöneticilerin neden beyaz adamları OGH diye selamladıkları şimdi daha iyi anlaşılıyor.

  İtalya yarım adasında Etrüsk halkı Roma halkından önce yerleşmişti. Aslında Etrüskler tek bir millet olmayıp TUR ve OSK halklarından oluşmuştu. Osk adı OKH adının Latinler tarafından yumuşatılmış şeklidir. Etrüsk adının da E-TUR-OSK (Tur ve Ok’lar) anlamını taşır.

  Hem isim benzerliği hem de sanat benzerliği, Etrüsklerin ve Oskların Ön-Türk toplulukları olduklarını gösteriyor. Şu halde, Ön-Türk boyları hem doğuya hem de batıya doğru yayılmakla kalmamışlar, aynı zamanda yerleştikleri bölgelerde hep yönetici durumunda bulunmuşlardır.

Doç. Dr. Haluk BERKMEN


0 yorum:

Yorum Gönder