ALEKSEY NİKOLAYEVİÇ KUROPATKİN’İN TÜRKİSTAN’IN İSTİLASINA DÂİR ESERİ

25 Aralık 2010 Cumartesi
XVI. asırda başlayıp XX. Asrın başlarına kadar devam eden Rusya’nın Türkistan’ı işgal hareketlerinin son döneminde aktif olarak yer alan ve Çarlık Rusya’sının meşhur Generallerinden olan Aleksey Nikolayeviç Kuropatkin, 1848 yılında Pskov’ da dünyaya geldi. Çocuk denilebilecek bir yaştan itibaren askerî okullarda okuyan, oldukça iyi yetişen Kuropatkin zeka ve becerileriyle kısa sürede ordu içerisinde tanındı. ‘‘Beyaz Komutan’’ diye anılan Kuropatkin, General Kaufmann ve General Skobelev’ in maiyetinde Orta Asya’da görev yaptı ve Türkistan’daki savaşlara katıldı. 1778-1789 Türk-Rus harbinin sona ermesinden sonra yeniden başlayan Rusya’nın Türkistan seferinde vazife alıp (1879), Ahal-Tekke kuşatması (1880-1881) ve Gök-Tepe savaşında bilfiil yer alıp çarpışma esnasında yaralandı. 1882 yılında 34 yaşında General unvanını aldı. 1883-1890 yılları arasında stratejik konulardan sorumlu olarak görev yaptı. Diplomatik becerileri, entelektüel birikimi ile Çar’ın dikkatini çekti ve Hazar Ötesi Askerî Birliğinin başına tayin edildi.1888 yılında ise Çar II.Nikola tarafından Savunma Bakanlığı’na getirildi.1900 senesine kadar bakanlık görevine devam etti.1904-1905Rus-Japon savaşında Rus kara ve deniz ordularının komutanlığına atandı.1906 yılında emekli oldu ve hatıralarını yazmaya başladı. 1914’de yeniden orduya dönerek Türkistan Genel Valiliği’ne getirildi ve 1917’ye kadar bu görevde kaldı. Bu tarihte yeniden emekli olarak memleketi Pskov’a gitti ve vefat ettiği 1925 yılına kadar burada öğretmenlik yaptı.

A.N.Kuropatkin’in,Rusya’nın Türkistan’ı işgal tarihini anlattığı eseri 1885 yılında Resmi Gazete’de neşrolundu.1889’da ise Rusca’dan tercüme edilerek Tercüman Ceridesi Muharriri tarafından Osmanlıca olarak Petersburg’da basılarak, İstilâ-i Türkistan adıyla yayınlandı.  Osmanlıca neşirden yayına hazırladığımız Kuropatkin’in bu eseri; tarafgirliği ve hatalarına rağmen, neticeleri günümüze kadar devam eden Türkistan meselesinin çeşitli boyutlarıyla anlaşılmasına ışık tutması bakımından ehemmiyet taşımaktadır.

Türkİstan’ın İstilası Rus askerİnin Orta Asya’da hareketİ
Rusya’nın Asya ortalarına doğru hareketi erken vakitte başlamış, Moğol hâkimiyetinden kurtulduğu 1472 senesinde (« 3 ». İvan zamanında) Perm ve Viatka yurtları zapt edilmişti. 1552 senesinde daha çok _müthiş_ yani _Grozni_ namı ile tanınan « 4 ». İvan, Kazan,daha sonra ise Hacı Tahran hanlıklarını istila ve zapt etti. Bu arada, Yermak(Yırmak) komutanlığında bulunan Rus başıbozukları, Sibirya’da Kuçüm Hanlığı’nı ele geçirdi. Ural Kazakları ise Yayık nehri civarını zapt ettiler. 1587’de Tabol ve 1661’de ise Sibirya’da İrkutsk şehirleri kuruldu. 1650 senesinde Amur ve İdil’de Elbazin (Albazin) adlı mahaller Rus hakimiyetine geçti. Bundan böyle, işbu yeni zapt olunan toprakların kuzey tarafları dış denizler sayesinde muhafazalı bir hale gelmiş ise de, Sibirya’nın kıble güney ciheti Orta Asya ve Kırgız toprakları ile hemhudut olup, muhafazasız bir halde idi. Şöyle ki, kırlarda yaşayan  Kırgızlar hududumuza hücumlar edip, etrafı yakıp yıkıp, malları kaçırıp, insanları esir alıp gidiyorlardı.

Kırgız, Kazak yurtlarında asayiş ve emniyeti sağlamak ve bu taraflarda olan hanlıklar ile münasebet ve ticari ilişkiler kurmak için Çar Büyük (Ulu) Petro zamanında, iki sefer düzenlendi. Bu seferlerden biri Hive’ye, diğeri ise İrtiş Nehri boyunca Yarkent cihetlerine idi. Hive seferinden bir şey anlaşılmadı. 1711 senesinde Hive’den gelen (yetişmiş) asker fırkası tamamen katlolundu. İrtiş boyuna yapılan seferden ise, hayli fayda sağlanıp Omsk şehri kuruldu.

17. asrın sonunda ve 18. asrın başında (orijinal metinde  sehven 8. asrın başında yazılmış) Kırgız, Kazak halkları doğu ve güneyden Hokand ve Çungar ahalisinden çok zarar görüp bir hayli zor durumda kaldıklarından dolayı Rusya Devleti’ne tabi olmayı murat ve talep ettiler. Fakat Rusya bunları  kabul  etmedi. Büyük (Ulu) Petro zamanında Türkmen halkları dahi Rusya idaresine girmek istemişler, lakin ret olunmuşlardı. Bir taraftan Ural Nehri’ni ve Ural dağlarını aşmak,diğer yandan Sibirya’da İrtiş Nehri’nin öte yanına geçmek Rusya’nın efkârında yoktu.

Hokand Hanlığı ise hükmünü Sirderya Nehri’nin aşağılarına kadar yayarak Akmescit şehrini kurmakla beraber, Çungarlar  Kırgızları ziyade rahatsız ettiklerinden, bunlar tekrar Rusya idaresi altına  girmeyi talep edip, ret cevabı aldıkları sırada toplanıp Rusya toprağına hücum ettiler. Şöyle ki, bir fırkaları ta Kazan civarına uzanmıştı.

1730 senesinde Küçük Ordu Hükümdarı Abdulhayr Han çok yalvararak Rusya hâkimiyeti altına girdi. Abdulhayr Han öz yurdunda eminlik ve selamete dikkat edeceği gibi, Rusya Orsk kalesini bina edip Hanlığı hep Abdulhayr silsilesine bahş edecekti. Orsk şehrinin kurulması ile Orenburg (Askeri hat) meydana çıktı. Rusya’nın Asya içine işbu ilk ilerlemesinden fayda çıkmadı. Küçük Ordu Kırgızlarını sairlerin  hücumundan muhafaza etmek ve Rusya hududunu  Kırgızlar’dan  muhafaza etmek gerekiyordu. Orsk hatt-ı askeriyesinde bir dönem kavgalar hiç durmayıp, her sene iki yüz kadar Rus esir alınıp, Hive, Buhara ve Hokand pazarlarına götürülüp satılıyorlardı.

Kırgızları muhafaza, yamanları ve yağmacıları terbiye etmek, kaçırılmış (sürülmüş) malları geri almak için binden iki bine kadar asker sürekli olarak kırlara yollanıyordu. Bu askeri fırkalar dolaşıp geri döndükleri gibi, baskı yaparak ve yağma ederek meydan alıyorlardı. Rusya’ya tâbi olmuş Kırgızlar gün batımından, yani batı taraftan Rusya’ya bitişik oldukları halde gayrı taraflardan (diğer taraflardan) Hive, Hokand ve Hitay idaresinde olan Kırgız ocakları ile hem- hudut olup, bunların talanından, çapulundan  kurtulamıyorlardı.

Bize tâbi olmuş Kırgızları ve has Rus ahalisini iyice muhafaza etmek için hayli ilerleyip, bir iki kale ve istihkâmlar yapmak lâzım olup Noviy Aleksandrovskiy vesaire dört kale 1883 senesinde inşa edildi. Fakat yine yollarda ve yurtlarda eminlik ve asayiş gerçekleşmeyip talancıların mekânı ve arkası (destekçisi) olan Hive’yi terbiye etmek lâzım görüldü. 1839’da Hive’ye düzenlenen sefer ise Graf Perovskiy’nin komutanlığında olup, yolları emin kılmak ve Hive’de olan Rus esirlerini kurtarmak maksadıyla düzenlenmişti. Dört bin kişi ve dokuz bin deve tedarik edilerek kış esnasında sefere çıkıldı.

Hive’ye sefere ise 1839 kışında başlanıp, gayet derin karlar ve 30 derece soğuk olduğu halde, 1250 vörst yol yürünüp zahmetlerden dolayı bin âdem ve sekiz bin deve telef olmuş idi. Bu halde, seferden murat hâsıl olmayıp geri çekilindiğinde Asya ahalisi  Rusya hududuna göz dikerek durmadan  hücum ve çapula başladılar. Hiveliler ve Hokand’a tabi olan Kırgızlar, Rusya’ya tabi olmuş Kırgızları yağmaladıkları ve talan ettikleri sırada, bunlar Orenburg Valisi General Obruçev cenaplarına müracaat edip, yurtlarında Rus kalelerinin inşa edilmesini rica ettiler. Şöyle ki, 1845’te Irgız ve Uralsk,  1847’de ise Sirderya Nehri cihetinde Rahim adlı kaleler yapıldı.

Bundan sonra uzun süre kırlarda rahatlık ve eminlik olmuştur. Fakat 1851 senesinde Hokand Kırgızları ellibin baş malı yağmalayıp kaçtıklarından dolayı, malları geri almak için Rahim kalesinden üç bin asker ve 150 Kazak sefere çıkartılıp, birinci aşamada Hokandlılar ile iş görüldü.

Bundan böyle hep zuhur eden yağmalar ve saldırılar sebebiyle, Sirderya’da Hokand şehri Akmescit’in zapt edilmesi lazım görülüp, tekrar Orenburg Valisi (Graf Perovskiy) tâin buyurulmuş, 1853’te Akmescit’i muhasara edip sonra hücum ile zapt etmişti.1854 senesinde on iki bin Hokand askeri yetişerek Akmescit’i geri almaya gayret etse de muvaffak olamadılar. Orenburg cihetinden Asya içine böylece ilerlediği sırada Sibirya cihetine dahi ilerleme gereği oldu. Orta Ordu Kırgızları Hitay Hükümeti’ne tâbi idiler. Lâkin bu esnada Hitay hükmü çok kötüleşip Kırgızlar Hokandlılar’dan eminlik bulmayıp, 1845’te Kapal  ve 1854’te ise Orni Almatı kaleleri inşa edildi.

Rusya’nın Asya ortalarındaki işbu seferleri Hindistan’a yakınlaşmak maksadını taşımış olup, İngiliz Devleti ile Rusya’nın münasebetini müşkülleştirdi. Bu aralık zuhur etmiş olan Osmanlı muharebesi birkaç yıl kadar Orta Asya’yı unutturmuş ise de, sonra hareket yine devam edip baya nizamlı olmuş; Hitay, İran ve Afganistan topraklarına varana dek hareket ve ilerlemenin durmayacağı anlaşılmıştı. Orenburg Sibirya hatt-ı askeriyesi ile en uç mesafede olan kaleler arası bin vörst mesafe idi. Orenburg cihetinden en uç kale Akmescit, Sibirya cihetinden ise Almatı idi ki, bunların arası  hâlî olduğundan, yağmacılar ve çeteciler burada göçüp Rusya’ya tabi olmuş ahaliyi rahatsız ediyorlardı. Bu toprağı katmak ve kavuşturmak için 1864 senesinde Orenburg’tan bin iki yüz kişi ile General Çernayef sefere çıkıp, Türkistan ile Çimkent şehirlerini zapt etti. İptidai niyeti ise, bundan ötesine varamayacaktı. Fakat Çimkent’ten üç beş konukluk mesafede Ulu Taşkent şehri olup, bu şehirde Hokandlılar toplanıp tedarik-i harbiye ettikleri sırada Çimkent’te rahatlık olamayacağı malûm olup, 1864’te General Çernayef Taşkent’e hücum etti ise de 78 adam kaybederek geri çekilmeye mecbur kaldı. Bu durumda Hokandlılar ziyade cesaretlenerek on bin kişiden oluşan bir fırka asker ile Rusya İli’ne geçmiş, Türkistan ve Çimkent taraflarına sefer düzenleyip hayli rahatsızlık vermişlerdi. Bundan böyle selametlik için Taşkent şehrini dahi almak lâzım görülüp, 1865 senesinde General Çernayef bin dokuz yüz elli bir ve asker on iki top ile gece vakti hücum ederek yetmiş bin ahalisi olan bu ulu şehri zapt etti. Telefatımız ancak yüz yirmi beş adam idi. Taşkent’i almakla  Rusya Hokand’tan başka Buhara ülkesi ile dahi yakınlaştı. Taşkent’i aldıktan sonra General Çernayef ifa-yı muhabbet ile Buhara’ya elçiler göndermişti. Lakin bunlar hüsn-ü kabul olunmadıktan başka geri dönmeye dahi mukadder (muktedir) olamadılar. Bu dönemde General Çernayef azlolunup, onun yerine General Romanovskiy tayin edildi.  Her ne kadar Romanovskiy’e Buhara Devletine hüsn-ü muamelede bulunmak emri verilmiş ise de, Buhara Hükümeti’nin asker toplayıp Taşkent tarafına sefer açması sebebiyle asayiş ve dostluk hâsıl olamadı. Buhara askeri gazâ ilân edip, Taşkent ahalisi de buna bakarak isyana hazırlanmaya başlamıştı. İşbu muhataralı sırada, muhafaza tarafında muharebe etmek mağlubiyete ve perişanlığa delâlet ettiğinden, bilâkis cesurâne hücum etmek, ahaliyi rahatlatıp selamete delâlet göründüğünden General Romanovskiy şehirden çıkıp Buhara askerine karşı yürüdü. 8 Mayıs1866’da  İracar isimli mahalde Buhara askerini tamamen perişan etti.
Bu esnada Hokand Hanı, Buhara’nın imdadına yetişememiş ise de, keza gazâ ilan edip Hocent şehrinde asker toplamaya başladı.Hocent’den Hokandlılar her vakit Taşkent’i rahatsız edebileceklerinden dolayı General Romanovskiy yine bu yılın 24 Mayısında Hocent’e hücum etmeye mecburiyet gördü.Vakıa yedi tora  ve yüz nefer asker kayıp vererek şehri zapt etti.

Buhara ile işlerini münasip bir hale getirmek için tekrar elçi gönderip, eski elçinin serbest bırakılmasını talep etti. Bununla beraber elçi sözünün kabul olunması için bin dokuz yüz yayan, yedi yüz atlı, yirmi dört top ve dört havan topundan ibaret bir fırka asker düzenlenip, Ekim ayının ikisinde Ovratoba ve 18’inde ise Cizak şehirleri zapt olundu. Ancak bu işlerden sonra, Hazret Emir elçileri serbest bıraktı. Hokand ve Buhara ile Rusya yanında belirlenen hudut Nuratin ve Malkuzar dağları üstünden geçti. Fakat bu hududa Semerkant şehri hem- hudud olduğundan rahatsızlık duyulacağı ve sonradan tekrar muharebe açılacağı belli idi.

Rusya Hükümeti kavga istemeyip General Romanovskiy’i azletti ve onun yerine  muamelede muhabbetli ve asayişte kabiliyetli olan General Kaufman’a Türkistan Valiliği nasp olundu. General Kaufman emri aldıktan sonra Buhara, Hive ve Hokand hükümetleri ile hüsn-ü münasebet kurup vilayetin nizam ve intizamına dikkat ve gayret buyurdu. Hokand Hükümeti Rusya ile uzlaşıp ülkesinde yer tutmayı engelleyip, ta 1875 senesindeki Hudayarhan merhuma karşı zuhur etmiş isyana kadar, asayiş ve dostluğa bir türlü mani olmamıştır (asayiş ve dostluğu devam ettirmiştir).
Buhara ve Hive hükümetleri Rusya tarafından sunulan teklifleri kabul etmediler. Hive Hanı mukavelename yasasını ve Rus esirlerini azat etmeyi ret ettiği sırada Buhara Hükümdarı müşavereyi mahsus uzatıp asker toplamakta idi. Müdafaa makamındaki General Kaufman kavgaya mecbur oldu. Üç bin beş yüz kişilik fırka askeri ile sefere çıkıp, 1868’de Semerkant şehrini zapt edip, birkaç mahalde Buhara ordusunu mağlup etti. Bu perişanlıktan sonra, Buhara Hükümeti barış antlaşması yapmaya ve Buhara ülkesinde esirliği mani kılmaya  razı oldu. Askerler Semerkant’ı alarak  ileri yürüyüp Kattakorgan şehrine vardılar. Arkada kalmış Semerkant ahalisi, Buhara ülkesinden gelip katılmış otuz bin adam ile birlikte ihtilal ve isyan çıkardılar. Semerkant’ta yedi yüz asker kalmış idi. Bu miktar asker yedi gün kaleyi muhafaza etmeye muktedir olup, yedinci günü Kattakorgan’dan baş fırka yetişip, asilere ağır ceza verdiler. Bundan sonra hâsıl olan rahat ve asayiş bu güne kadar devam etmektedir.

Buhara ile Rusya’nın arası o kadar iyi oldu ki, Muzaffer Alâeddin Hanın büyük oğlu Katia Tora, atasına karşı isyan çıkarıp muharebe açtığında Rus askeri Han’a yardım ederek oğlunu perişan edip, sonradan âlimler ve şairler asi olduğunda General Abramov 1870 senesinde mezkûr şehirleri zapt ve terbiye edip, Buhara Hanı’na teslim etti.

1871 senesinde Hitay’a tâbi olan Gulca ülkesinde sakin Tarancı ve Dongan Müslümanları ihtilal ettiklerinden, mezkûr ülkeyi sonra Hitay’a geri vermek gayesi ile zapt etmek lâzım olup, vakadan sonra Hitay’a geri verildi. Bu 1871 senesinde Türkistan’ın her tarafında rahatlık ve asayiş kemalinde ise de, Hivelilerin kışkırtışına uyup birkaç Kırgız kavmi isyana başlayıp, Orenburg ve Taşkent arasında yolu kestiler, posta merkezlerini yakıp yıkıp ticareti durdurttular. Hive’nin bu işine tahammül etmek mümkün olmayıp, 1873’te Hive’den Rus esirlerini kurtarmak ve esirliklerini kaldırmak için sefer tedarik olundu. Hive’ye karşı üç fırka asker hareket etti. Biri Taşkent’ten, biri Orenburg’dan, öbürü ise Kafkasya’dan birer bin vörst (1 vörst = 1.06 km) kadar kırlardan ve bazı susuz çöllerden geçerek yola çıktılar. İşbu üç kol asker Hive toprağında belirlenen noktada birbirine katılarak Hive’yi aldılar. Hive alınmış ise de,   Rusya’ya katılmayıp yine hükmü Han Hazretlerine terk edilip dönüldüğünde, Hive’ye tabi olan Türkmen halkları Han’a karşı isyan ettiklerinden, Rusya askeri Türkmenlere karşı Han’a yardım etti ve Türkmenleri itaate çektiler. Bundan böyle Hive’de bulunan Rus ve İranlı tüm esirler azat olundu ve esirlikleri kaldırıldı.

İşbu malûm olunduğu ahvalden, Hive’de ve Buhara’da Rusya Hükümeti saltanat hanelerini muhafaza edip topraklarını almadığında, sonra asi olmuş tebaalarını dahi terbiye edip topraklarını verdiği görülüyor. Buhara Hükümeti’ne tâbi Ersarı Türkmenleri nice mertebe Rusya hükmüne girmek istemişler ise de, ret cevabı aldılar. Hive alındıkdan sonra Ahalteke ve Merve Türkmenleri  Rusya tabiyetini arz etmiş iseler de, bu esnada kabul olunmadılar. 1875 senesine kadar Hokand gayet rahat olarak bir türlü harekete sebep olamadı, ama bu sene Abdurrahman Abtabaçı’nın Hudayar Han’a karşı isyanı zuhur edip, sonra karışıklık ta Taşkent’te kadar ulaştı  ve Hokandlılar Hocent’e hücum ettikleri sırada General Kaufman bir günde asker toplayıp Hocent şehrinin muhafazasından sonra Hokand ülkesine sefer düzenlemeye mecbur kaldı.

Margilan şehrinde Hokand askerini perişan edip ve bu terbiye kâfidir diye zan edip geri döndü. Bu aşamada Hokand’dan ancak Namangan şehri alındı. Mezkûr şehirde az miktar asker ile General Askoblof kalmıştı. Bizim asker döndüğünde Hokand ahalisi Namangan şehrini muhasara etti. General Askoblof şehirden çıkıp Hokandlılara hücum etmekle az vakit içinde tüm Hanlığı dolaşıp zapt etti ve bu defa İmparator-u Azam’ın razılığı ile Hokand Rusya ülkesine katıldı. Buhara, Hokand ve Hive ülkeleri rahatladıkdan sonra, Türkistan’da bîperva kalmış halk Türkmen kavmi idi.

Büyük (Ulu) Petro zamanında bazı Türkmen halkları Rusya’ya tâbi olmak istediler. Lakin  ret cevabı üzerine Rusya hududuna saldırıp yağmalamalarda bulunmuşlardı. 1859’da Yamud Hanı, Amuderya’nın aşağı ciheti ve Kongrad şehrini zapt edip Rusya’ya tâbi olmak muradında idiyse de kabul olunmadı. Ancak 1859’da Hazar Denizi’nde Rus tüccarlarının muhafazası için Türkmen yurdunda Krasnovodsk adlı mahal zapt ve bina olundu. Civarında olan Türkmenler Rusya idaresine kabul olundular. Fakat bu Türkmenler vesaireler daima hücum edip zulüm yaptıklarından bunları muhafaza etmek gerekli görülüp, Türkmen yurtlarına seferler düzenlenmeye başlandı. İşbu seferlerden çok fayda çıkmayıp, 1879’da büyükçe bir sefer düzenlendi, bu seferden murat hâsıl olmayıp, 1880-1881’de ikinci sefer tertip olundu ve Türkmenlerin tamamı kendi istekleriyle Rusya’ya tabi oldular. Bundan böyle Rusya Devleti Türkistan canibinde hududun belirlenmesine uğraştı.

Hitay ve İran devletleri ile hem-hudut olup, bu hudutlara Rusya kemalen hürmet ediyor, Afganistan ile de kendi yararına olarak hududun belli olmasını murat ediyordu. Afganistan Hükümeti her ne kadar Rusya’ya dostane muamelede bulunuyor idiyse de mezkûr hududa dahi bu nispette hürmet olunacağı tabiîdir. Rusya Devleti’nin Asya ve Türkistan canibine doğru ilerlemesine nazar-ı tarih usulünden bakılır ise, ilerlemenin mecburi bir hareket olduğu görülür.

Rusya’ya hem-hudut olan topraklarda sakin ve yerleşik Kırgız, Kazak ve Türkmenler nizamsız ve sahipsiz oldukları için Rusya’yı harekete mecbur etmişlerdi. Sonra Türkistan hükümetleri işbu Kırgızları rahatsız ettiklerinden bunlar ile dahi muharebeye yol açılıp, Rusya nüfuzuna alınmak lâzım olundu. Kırk sene içinde Rusya’nın Memalik-i Türkistan’da kesb ettiği şunlardan ibarettir: Otuz bin mil toprak, lâkin bu toprakların büyük bir parçası susuz çöl olup, ancak bazı yerleri sulu ve bahçelidir. Denizde adalar mislindedir.Tâbi olan ahâlî ise üç milyon beş yüz bin candır. Hokand Hanlığı tamamen zapt ve vilayet edilip, Buhara ve Hive hükümetleri nüfuzuna tâbi olmuşlardır.
Kırgızlar ve Türkmenler Rusya zaptına geçip oldukça  maişet medeniyetine (maaşlı sabit bir işe) katılmaya başladılar. Kırlarda ve çöllerde yol kesicilik kalmadı. Otuz yıl mukaddem askersiz yürünmeyen yerlerden, şimdi de bir engel olmadan tüccar, kervanlar ve yolcular yürürler. Rusya hükmünün ve nüfuzunun yetiştiği mahallelerin hiçbirinde esirlik kalmadı, hep azat olundu. 
Asayişten, Rusya idaresinden ve ticaretten elde edilen faydalar zahir olup, Müslümanlar indinde her ne kadar _gâvurlar_  olursak da emniyet ve rağbetlerini kesb ettik. Şu aralık sadece Rusya’dan Türkistan canibine hicret oluyordu. Şöyle ki, mesela otuz senede Yedisu vilayetine altmış bir bin Rus hicret edip yerleşti. Sirderya, Fergan ve Zerefşan vilayetlerine yirmi beş bin Rus muhaciri gelip yerleşti. General Kaufman’ın toplayıp neşrettiği malûmata göre, Türkistan’ın tüm toprağından ancak elli de bir kısmı ekilir dikilir. Bu yerler iki milyon desatina (1 desatina=1.09 hektar arazi) oluyorlar. Kırk milyon desatina toprak ekine yaramayıp, ancak mal bakmaya (hayvancılığa) yarar ve altmış milyon desatina ise hiçbir işe yaramaz çöller imiş.

Türkistan’ın idaresi devlet hazinesine pahalıya mal oluyor. Mesela, 1868’den 1878’e kadar on yılda Türkistan’dan hazineye otuz iki milyon Ruble geldiği sırada doksan dokuz masraf olmuş. Ahaliden alınan ulûmlar (vergiler) Han’ın zamanından azdır.

* Yayına hazırlayan Ali Ahmetbeyoğlu (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü)

(Prof. Dr. Işın Demirkent Anısına, Dünya yayınları, Şubat 2008)


http://turkleronline.net/turkler/makaleler/turkistanin_istilasina_dair.htm

0 yorum:

Yorum Gönder