TÜRK TARİHİNDE ŞOK ARAŞTIRMALAR (3)

12 Şubat 2010 Cuma
Türk tarihinde şok araştırma sonuçları çıkaran Kazım Mirşan’ı biraz tanıyarak başlayalım:


Mirşan Doğu Türkistan’da KULCA kentinde doğdu. Şu an 83 yaşında, aile soyu Sibirya’ya uzanıyor. Ailesi Türkmen lehçesiyle konuşuyor. 1935 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a getirilir Mirşan. Boğaziçi Lisesinden sonra İstanbul Teknik Üniversitesini bitirir. Mesleği İnşaat Mühendisliği’dir. O yıllardan başlayarak eski Türkleri araştırmaya başlar ve bunu bir yaşam biçimi haline getirir. Üç Avrupa dilini bildiği gibi çok sayıda Orta Asya Türk lehçelerini okur ve anlar. Bu konuda Mirşan’ın 41 adet kitabı bulunuyor.


Mirşan’in ilk tezi Dünyadaki tüm alfabelerin Türk Alfabesine dayandığıdır. Alfabe uygarlık demektir, yani hiçbir uygarlık alfabesiz kurulamaz.


Türkler daha konuşmaya başladığında yazmaya başlayan bir halk. Alfabesinin oluşması da binlerce yıllık bir süreç içinde aşama aşama gerçekleşmiş. Ayrıca Avrupa dillerinde çok sayıda Türkçe söz var. Bunların başında İngilizce geliyor.


Mirşan bilinen ilk tarihiçinin HEREDOT olduğunu kabul etmiyor ve şöyle diyor:


“Heredot’tan önce tarihçi Türkler var, bunu yazıtlara dayanarak söylüyorum.”


Önre BİNABAŞI diye bir Türk tarihçi var, general. Finikelilere karşı Çanakkale savaşını yapan, yıl M.Ö 516. Darius’la savaşarak yenmiş bunu Heredot da tarihinde yazıyor. Heredot Küros Seferini tarihinde anlatır ancak aynı konuyu Önre Binabaşı iki kitabinda yazmıştır. Ancak batılı araştırmacılar bu gerçekleri görmemezlikten gelmişler.


Mirşan, Etrüsk Yazıtlarını, Mısır Hiyografilerini, Seyteri Ebu Yazıtı, Taryat gibi çok sayıda yazıtları okuyarak bu sonuçları çıkardığını belirtiyor.


Türk bilim adamı ve araştırmacılarından ilgi görmediğinden şikayet eden Mirşan, Orhun Yazıtlarının da bugüne kadar doğru okunmadığını söylüyor ve devam ediyor:


“Orhun Yazıtlarının içinde Türkiye Türkçesi yok ne Azeri ne de Kazak ne Kırgız ne de Tatar Türkçesine uyar bu yazıtlar. Ancak siz bütün Türk lehçelerini bilirseniz buradaki gerçek kavramları kolayca çıkarabilirsiniz. İşte benim yaptığım bu. Birçok yanlış okuma ve çözme var şu ana kadar; Mesela Orhun Yazıtlarında geçen ÖTÜKEN YİS ifadesi “Ötüken Ormanları” şeklinde çevrilmiş oysa Ötüken “geçerli” demektir. “yis” te “geçerli kanun” anlamındadır. Yani “yis” orman demek değildir. 30 yıldır bu gerçeği söylüyorum ancak ne Batı ne de Türk Milliyetçileri buna sahip çıkmıyor. Çünkü işlerine gelmiyor. Bazı slogan milliyetçileri belki de bu iddialar kesinleştiğinde zor durumda kalacak.”






GÖKTÜRK DEVLETİ HİÇ OLMADI MI?


Mirşan bir başka şok açıklama daha yapıyor ve diyor ki : “Göktürk Devleti deniyor, Göktürk diye ne halk var ne de Devlet!” Tarihte bir yerde geçiyor “Gök” sözcüğü. Türklerde iki tane “k” harfi vardır biri “ök” diye okunur diğeri “ik” diye okunur. Şimdi bu gök sözcüğü iki farklı “k” ile yazılmış, baştaki “ök” harfiyle yazılmış arkasındaki “ik” harfleriyle yazılmış. Bu durumda kelime “gök” olmaz “okik” olur. Okik “Rabbani Türk” demektir.


Bir anlamda Tanrı Devleti manasında bu kelime zira Türklerin o dönemde bile devlet kuruluşlarında Din çok önemli bir faktör. Aslında Türk demek bir bakıma “Din” demektir. Bu durumda söz konusu açıklamalar kabul görürse slogan milliyetçiliği savunacak kavram sıkıntısı çekebilir..


Yukarıdaki açıklama Göktürk Devleti diye okuduğumuz bildiğimiz kavramı ortadan kaldırıyor mu?


Öyle gibi. Araştırmaya değer…




ATATÜRK: “ANADOLU 7000 YILLIK TÜRK BEŞİĞİDİR”


Yıl 1936 Atatürk diyor ki: “Tarih Kurumunun Alacahöyük’te yaptığı kazılar sonucunda bulunan 5500 yıllık maddi Türk Tarih Belgeleri Dünya Kültür Tarihini yeniden incelemeye sebebiyet verecek niteliktedir.


Atatürk’ün kendi el yazısı ile yazdıklarına bakalım şimdi de.


“Bu memleket dünyanın beklediği, asla unutamadığı bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne 7 bin yıllık bir Türk beşiğidir.Beşiği rüzgarlar salladı, beşikteki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın yıldırımlarından, şimşeklerinden, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı, onları tabiatın babası olarak tanıdı. Onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu şimşek, yıldırım, güneş oldu, Türk oldu. Türk budur, yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”


Atatürk “En aşağı 7000 yıllık bir Türk Beşiğidir, Anadolu” diyor. Bu durumda şu an bilinen tarihe göre Türklerin 1071’de Anadolu’ya geldikleri varsayımı çöpe gitmiyor mu? Acaba neden Atatürk, 4000 demiyor 5000 demiyor da 7000 yıl diyor?


 Atatürk’ün bu güne dek nedensiz ve ciddi bir dayanağı olmayan hiçbir açıklaması olmadığına göre?




Yarın devam ediyoruz….

0 yorum:

Yorum Gönder