Yüe-çiler (Yüeçiler)

16 Şubat 2010 Salı


Eski Türk kavimlerinden. Çince kaynaklarda “Yüeh-ch’ih” olarak geçer.

Yüe-çilere, tarihî kayıtlarda, ilk defa M.Ö. 3. yüzyılda rastlanır. Çin’in kuzeyine hakimdiler. Anayurtları, Orta Asya’da Tanrı Dağları ile Kan-su havalisiydi. Büyük ve Küçük Yüe-çiler olmak üzere ikiye ayrılırlardı. M.Ö. 3. yüzyılda Çin’in Şansi ve Kan-su eyaletlerinde, kuvvetli bir devlet kurdular. Çinlilerle sıkı münasebette bulundular. Çin kültürünü benimsediler. Millî kıyafet ve dilleriyle, Çinlilere benzediler. Hunlar'ın meşhur imparatorlarından Mete, Yüe-çileri, M.Ö. 203 yılında mağlup etti. Yüe-çiler devleti yıkıldı. Çin’den çıkarak, Orta Asya’ya göçtüler. Makedonyalı İskender’in, Baktria (Belh) bölgesinde kurduğu Grek hakimiyetine, M.Ö. 166’da son verdiler.


M.Ö. 129’da, Türkistan’a yerleştiler. Türkistan’da kuvvetli bir devlet kurdular. İran’ın doğusunu ele geçirerek, Partlarla komşu oldular. Partlara M.Ö. 127’de yenilince, beş ayrı beyliğe ayrıldılar. Bir asır birlik olamadılar. Kuşan Beyi Kucula, merkezleri Belh olmak üzere, Yüe-çiler’i, M.Ö. 25’te birleştirdi. Yüe-çilere, Kuşanlar denmeye başladı. Yüe-çiler, önce Çin kültürünü, sonra da Budizm inancını benimsediler. Bundan sonra, Türklük vasıflarını, benliklerini kaybedip, tarihten silindiler.


http://turktarih.net/kategoriler/14/turk-boy-ve-kavimleri


tr.wikipedia.org'da YÜEÇİLER

Yüeçiler İlkçağ'da Orta Asya'da yaşamış bir kavimdir. Hint-Avrupa dil ailesine bağlı bir dil konuşurlar. Yüeçilerin Toharlarla aynı halk olduğu sanılmaktadır.



Yüeçiler Tarım Havzası civarını mesken tutmuştu. Metal işlemeciliği ve tarım gibi alanlarda yetkin durumda olup cam işçiliğinde hayli ileriydiler. Yüe-çilere, tarihî kayıtlarda, ilk defa M.Ö. 3. yüzyılda rastlanır. Çin’in kuzeyine hakimdiler. Anayurtları, Orta Asya’da Tanrı Dağları ile Kan-su havalisiydi. Büyük ve Küçük Yüe-çiler olmak üzere ikiye ayrılırlardı. M.Ö. 3. yüzyılda Çin’in Şansi ve Kan-su eyaletlerinde, kuvvetli bir devlet kurdular. Çinlilerle sıkı münasebette bulundular. Çin kültürünü benimsediler. Millî kıyafet ve dilleriyle, Çinlilere benzediler. Hunlar'ın meşhur imparatorlarından Mete, Yüe-çileri, M.Ö. 203 yılında mağlup etti. Yüe-çiler devleti yıkıldı. Çin’den çıkarak, Orta Asya’ya göçtüler. Makedonyalı İskender’in, Baktria (Belh) bölgesinde kurduğu Grek hakimiyetine, M.Ö. 166’da son verdiler.


M.Ö. 129’da, Türkistan’a yerleştiler. Türkistan’da kuvvetli bir devlet kurdular. İran’ın doğusunu ele geçirerek, Partlarla komşu oldular. Partlara M.Ö. 127’de yenilince, beş ayrı beyliğe ayrıldılar. Bir asır birlik olamadılar. Kuşan Beyi Kucula, merkezleri Belh olmak üzere, Yüe-çiler’i, M.Ö. 25’te birleştirdi. Yüe-çilere, Kuşanlar denmeye başladı. Yüe-çiler, önce Çin kültürünü, sonra da Budizm inancını benimsediler. Bundan sonra, benliklerini kaybedip, tarihten silindiler.


Hunlarla Savaş



Hun hükümdarı Mao-dun'un yaşam öyküsünü anlatan Çin kaynakları, burada Yüeçilerden sıklıkla bahseder. Buna göre Mao-dun, onu ortadan kaldırmak isteyen babası tarafından Yüeçilere rehin gönderilir ve sonra da Hunlar Yüeçilere saldırır, bu sayede Yüeçilerin Mao-dun'u öldürmesi beklenir. Ancak Mao-dun kaçmayı başarır ve ülkesine dönüp babasını devirerek yabgu olur.


Öykünün doğru olup olmadığı bilinmiyor, ancak Mao-dun'un Yüeçilere kin güttüğü bir gerçek. Nitekim Mao-dun, Altay halklarını bir çatı altında topladıktan sonra Yüeçilerle savaşa tutuştu ve Çin'le barış yaptıktan sonra tüm gücüyle Yüeçilere yüklendi. Savaşın detayları hakkında hiçbir kayıt bulunmamakla beraber Çinliler, özellikle Mao-dun'un hükümdarlığının sonlarına doğru "batıda kanlı savaşların" yapıldığını bildirmiştir. MÖ 177'de Mao-dun, direnişi kırarak Yüeçi ülkesini istila etti. Bu zaferini, Çin imparatoruna gönderdiği tehditkar bir mektupta tasvir etmiştir.


Mao-dun'un veliahtı Lao-şang da savaşı sonuna kadar götürdü. Onun döneminde, zaten yıpranmış olan Yüeçilere son darbe vuruldu. Tarım Havzası Hunlar tarafından ele geçirildi ve yabgu, Yüeçi hükümdarının kafatasından şarap kadehi yaptı.


Vusunlarla Savaş


Yüeçilerin Hunlar karşısında başarısız olmasının bir nedeni de aynı anda batıda da savaşıyor olmaları olabilir. Nitekim Mao-dun Hunların başına geçtiği esnada, bozkırın batısında Yüeçiler, tüm güçleriyle Vusunlar'a yüklenmekteydi. Vusun hükümdarı Nandoumi'nin (Nandı Bey?) Yüeçiler tarafından katledildiği, bir yaşındaki oğlunun vahşi hayvanlara atıldığı, ancak kurtlar tarafından kurtarıldığı ve sonra da Mao-dun'a götürüldüğü yönünde bir öykü bulunmaktadır. Öyküyü göz önünde bulundurarak Vusunların Yüeçilere yenildiği, ancak sonrasında Hunlarla birleşip Yüeçileri iki taraftan kuşattıkları düşünebilir. Gerçekten de Yüeçiler yok edildikten sonra Vusun hükümdarını Hun yabgusuna bağlılık bildirirken görürüz.


Yüeçi Göçü


Hunlar karşısında bozulan Yüeçiler, yurtlarını terk ederek batıya doğru çekilmeye başladı. Ancak bu, fazlasıyla zor bir yolculuktu. İki kola (Büyük Yüeçi, Küçük Yüeçi) ayrılan Yüeçiler, Tanrı Dağları'nı aşarak İskit topraklarına girdi ve onları ezerek bölgeyi yağmaladı. Vusunların tacizleri karşısında burada tutunamayarak MÖ 155'te güneye yöneldiler ve tarımla geçinen halkların yaşadığı, zengin Dayan ülkesini (Fergana) talan ettiler. MÖ 145'te Yüeçilerin, Helen topraklarına girdiğini ve savaşa savaşa Maveraünnehir'e yerleştiklerini görüyoruz.


Helenler tarafından kurulmuş olan Baktria krallığını istila eden Yüeçiler, bu sayede Yunan kültürünün etkisine girdiler. Ayrıca Hindistan'a doğru sarkarak Budizm'le tanıştılar. Sonuçta doğu ve batı arasında köprü olan bu halk, her iki kültürün kaynaştığı melez bir oluşumun içinde yer aldı.



Kuşanlar


Batıyla temas eden Yüeçiler, bundan sonraki kaynaklarda farklı adlar aldı. Roma kaynaklarında, doğudaki "Serica" ülkesi halkının Yüeçiler olduğu sanılmaktadır. Romalılar, bu halkın mavi gözlü ve kızıl saçlı olduğunu söyler ki bu tanım, Yüeçiler için doğrudur.


Sonraki devirlerde bahsedilen Toharların da Yüeçiler olduğu yönünde güçlü deliller bulunmaktadır.


Maveraünnehir'e yerleşen Yüeçi kabilelerin biri de Kuşanlardı. Kuşanlar zamanla diğer kabilelere boyun eğdirerek yeni bir Yüeçi devleti kurmayı başardı.


Yüeçilerin Hunlar karşısındaki yenilgisi, Orta Asya bozkırı için bir dönüm noktasıdır. Bu sayede Hint-Avrupalılarla Ural-Altaylılar arasında süregelen rekabet sona ermiş ve Orta Asya'da yüzyıllar boyunca sürecek olan Ural-Altay egemenliği başlamıştır.

0 yorum:

Yorum Gönder