Mayatepek'in Sırrı

15 Şubat 2010 Pazartesi
BAŞBAKAN, Meksika gezisinde iki ülkenin kardeşliğini eski maslahatgüzar Tahsin Mayatepek'in adıyla vurguladı. Ama Tahsin Bey'in oradaki asıl görevi diplomasi değil, Atatürk'ün talimatıyla Mu Uygarlığı'nı araştırmaktı. Atatürk, Türklerin Mayalardan geldiğine inanıyordu.


Meksika'da bulunan 12 bin yıllık tabletlerdeki sır ne? Türkler Kayıp Kıta Atlantis'te yaşayan Mu uygarlığının çocukları mı? Türklerin Mayalar'dan geldiğine inanan Atatürk, Meksika'ya gönderdiği Tahsin Bey'e neden Mayatepek soyadını verdi?


Türklerin kökeni en eski uygarlığa mı dayanıyor? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Meksika gezisinde ziyaret ettiği Matias Romero Enstitüsü'nde Meksikalılarla kardeş olduğumuzu vurgulamak için 'Soyadımız Mayatepek' dedi. Başbakan'ın bahsettiği kişi Meksika Maslahatgüzarı Tahsin Mayatepek'ti. Erdoğan'ın belirttiği gibi Tahsin Bey'e soyadını Atatürk vermişti. Peki, Mayatepek kimdi? Neden Meksika'ya gönderilmişti? Atatürk ondan hangi araştırmaları yapmasını istemişti? Bizden kilometrelerce uzaktaki bir ülkeyle nasıl bağımız olabilirdi?


 KÖKENİ ARAŞTIRMAYA GİTTİ
Tahsin Bey bir paşa çocuğuydu. Ömer Vehbi Paşa'nın oğluydu. Babası gibi askerliği seçmedi, Dışişleri'nde görev aldı. Ama asıl ilginç çıkışı evliliğiyle oldu: Enver Paşa'nın kızı Türkan Sultan'la evlendi. Türkan Hanım, Enver Paşa'nın Naciye Sultan ile evliliğinden olan kızıydı. 1935 yılında Atatürk tarafından Meksika Maslahatgüzarlığı'na atandı. Görevi Meksika'yla aramızda ikili ilişkileri yürütmekten çok Atatürk'ün giderek önem vermeye başladığı köken çalışmalarını derinleştirmekti. Atatürk genç Türkiye Cumhuriyeti'nin, Batı ile mücadele edebilmesi için güçlü ve köklü bir tarih tezine ihtiyacı olduğunu düşünüyordu. Çalışmalar, 1930'ların başında ortaya atılan Güneş dil teorisinin devamı niteliğindeydi. Dünyanın ilk uygarlıklarından biri kabul edilen Mayalar ile Türklerin bağını ispatlamaya çalışılacaktı.


 KAYIP KITA ATLANTİS
Tahsin Bey'in Amerikalı jeolog William Niven'in 1920'lerde yaptığı çalışmaları inceledi. Niven, Meksika'nın başkenti Meksika City'nin kuzeyinde yaptığı kazılarda tabletler bulmuş ancak yazıları çözememişti. Tabletleri çözen Tarih Bilimci James Churchward oldu. Tabletler tam 12 bin yıl öncesine dayanıyordu ve yazılarda Mu uygarlığının kurulu olduğu Kayıp Kıta Atlantis'ten söz ediyordu. Churchward, 'Tabletler çok eski bir tarihte dünyamızda bizden daha üstün ve çok daha ileri bir uygarlığın mevcut olduğunu tartışmasız biçimde kanıtlıyor. Tabletler Hint, Babil, Pers, Mısır ve Maya uygarlıkları ve diğer eski uygarlıkların ilk büyük uygarlığın (Mu uygarlığının) sönmekte olan közlerinden başka bir şey olmadığı konusunda şahitlik etmektedirler' diyordu. Bu buluşla Mu uygarlığı bütün uygarlıkların anası kabul edildi. Peki, bu en eski uygarlığın Türk uygarlıklarıyla ne ilgisi vardı.




MU'DAN UYGUR'A
Churchward çalışmalarını 'Kayıp Kıta Mu'nun Çocukları' adlı kitapta toplamıştı. İlk baskısı 1931'de yapılan bu kitabı Tahsin Bey, tercüme ettirip Atatürk'e gönderdi. Bu kitaplar tam da Atatürk'ün aradığı şeyleri söylüyordu. Tahsin Bey, ilgisini tamamen Mu'ya yöneltti ve Atatürk'e bununla ilgili 7 ayrı rapor yazdı. Tahsin Bey raporlardan birinde '70 bin sene önce arzın üçüncü devresinde Mu'dan çıkan yüksek ilmi marifet sahibi insanlar, üç muhtelif yolu takip ederek Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılmışlar ve oralara yüksek medeniyetlerini götürmüşlerdir. Birinci kolu Mu'dan Maya namıyla çıkarak, Asya'nın şark kıyılarına ayak bastıktan sonra Uygur namını alan Mu çocukları teşkil etmektedir' diyordu.


 ASYA'YA GEMİYLE GELDİLER
Yani Tahsin Bey, Churchward'e dayanarak Mayaların ve Uygurların Mu'nun çocukları olduklarını ve dünyaya medeniyeti yaydıklarını anlatıyorlardı.


Tahsin Bey hazırladığı rapora şu sözlerle devam ediyordu:


'Uygurlar, Asya'nın şark kıyılarına gemilerle çıkarak oralardan Orta Asya'ya müteakiben Balkanlara ve nihayet Fransa'nın garbındaki Britanya ve İspanya'nın kuzeyindeki Bask arazisine ve İrlanda adasına kadar yayılmışlar ve bu suretle Asya'nın şark kıyılarından Avrupa'nın garp sahillerine kadar uzanan cesim araziye Mu'nun ve diğer deyişle Türklerin medeniyet dil ve dinini neşretmişlerdir.' Atatürk bu raporlardan çok etkilendi. Hissettiği ama bir türlü maddi bir temel kazandıramadığı Türklerin en eski uygarlık olduğuna ilişkin tezini ilk kez ispatlayacaktı.


Bu konuda ayrıntılı bilgi isteyenler Churchward'ın 'Mu'nun Çocukları',


Sinan Meydan'ın 'Köken' ve Muazzez İlmiye Çığ'ın kitapları ile Prof. Haluk Berken'in çalışmalarını okuyabilir.


 ORTAK KELİMELER BULUNDU
Churchward'a göre Mu'nun en önemli iki kolonisinden biri Mayalar diğeri Uygurlardı. (Tabii buradaki Uygurları M.S. 8'inci yüzyılda yaşayan Uygur devletiyle karıştırmayalım. Bu Uygurlar M.Ö. 15 bin yılında yaşamışlardı.) Tabii Tahsin Bey'in dayanağı sadece Churchward'ın çalışmaları değildi. Asıl dil birlikteliğiydi. Mayaların devamı olan Meksikalarla birçok kelimemiz ortaktı. Benzeşen veya türdeş denilebilecek kelimelerin sayısı 100 den fazlaydı. Ön Türk tarihi ve isim ses benzerlikleri konusunda Kazım Mirşan, Prof. Haluk Berkmen ve Haluk Tarcan'ın çalışmaları oldukça önemlidir. Ama sadece dil benzerliği yoktu. Örneğin güneş imgesi hem Mu'larda hem de Uygurlar'da kutsaldı ve 'tanrı' anlamına geliyordu. Mu uygarlığının en temel sembollerinden biri olan Ay, Uygurlar'dan bu yana birçok Türk devletinde bayraklarda kullanılan bir simge oldu.




'TEPEDEKİ MAYA'
Tahsİn Bey, büyük bir heyecanla tarihin köklerinden bir Türk medeniyeti bulmak için çalıştı. Atatürk de bir tepede kalıntıları bulunan medeniyetin izlerini süren ve diplomat olmasına karşın tarihçi titizliğiyle uğraşan Tahsin Bey'e 'Tepe'deki Maya' anlamını taşıyan Mayatepek soyadını verdi.


Maya dili / Türkçe
Çetun Çetin
Akab Akşam
Kiniş Güneş
Uiş İşemek
Uy Oy
Ul Ulaşmak
Tul Dolu
İş Dişi
Koça Büyük
Tatak Tutkal
Tepek Tepe
Yaş Yaş
Yaşıl Yeşil
Top Toplamak
Baat Balta



GÜRKAN HACIR / AKŞAM GZT. / 13 ARALIK 2009







0 yorum:

Yorum Gönder