AVRUPA, TÜRKİYE ve ŞOK AÇIKLAMALAR (7)

13 Şubat 2010 Cumartesi
Şok açıklamalar ve savlar olanca hızıyla devam ediyor. Haluk Tarcan diyor ki:

“Bugün İskandinav ülkeleri İskandinav Runik yazılarının kökenini DİNYEPER bölgesinde (eski ön Türkçe'de adı OZU NEHRİ – OZU OGIZ) aramaktadırlar. Dinyeper bölgesinde BİR OYBİL Devleti vardır. İskandinavların bir başka arama noktası ise Val CAMONİCA’da İtalyan Alpleridir. İtalyan Alplerinde Ön Türkçe yazılar bulunmuştur.”

Yani İskandinavlar RUNİK yazıyı icat falan etmemişler, dışarıdan getirmişler. Bu durumda RUNİK yazısı nereden gelmiş olabilir?


Bulgular Runik yazısının Ön Türkçeyle yakın benzerliğini vurguluyor.


Öyleyse?


Kazım Mirşan Sümerlerin Türk olduğunu, daha 1936 Türk Dil Kurumu Kongresinde tartışıldığını ve ünlü Fransız Sümerolog Hiler Barentan ve diğer yabancı bilim adamlarının da bu savı doğruladıklarını belirtiyor.

220 yıldır okunamayan Etrüsk Yazısını çözdüğünü ısrarla vurgulayan Mirşan, kanıksanmış bilgilerin de zamanla yıkılacağını söylüyor. Örnek olarak da Einstein’in söylediklerinin Stephen HAWKING adlı fizikçinin yıkmakta olduğunu belirtiyor.


Anlaşılan o ki, Yüce Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nun başlattığı ciddi araştırmalar Atatürk’ün ölümüyle rafa kaldırılmış, yıllar adeta boşa harcanmış. Oysa ilk kurulduğu yıllar T. Dil Kurumu her yıl toplanırdı. İlk konferansının konusu da “Selçuklu Öncesi Türk kültürüydü.”


Ya sonraki yıllar?


Demek oluyor ki ne Türk Dil Kurumu ne de Üniversitelerimiz bu konuda araştırma yapmadılar onca yıl. Daha da vahimi yapılanları da dikkate ve araştırmaya değer bile bulmadılar.. Nasılsa neredeyse tablet haline gelmiş tercüme tarihler varken neden araştırma yapılsın ki?


Einstein’in bir sözü var: “Bir ön yargıyı ortadan kaldırmak Atomu parçalamaktan daha zordur.”


Belli ki ön yargı ve alışkanlıkları değiştirmek daha çok vakit alacak…

Bütün bu araştırma ve savların sonucunda nereye ulaşılmak isteniyor diye düşünmek de olası doğal olarak.


Eğer bu savlar kanıtlanırsa Avrupa Uygarlığının kökeninde Latinler değil Türklerin olduğu ortaya çıkacak ve Yunanlıların Klasik Çağ Uygarlığını temsil etme ayrıcalığı sona erecektir. Bu da Türk Toplumu için Batı nezdinde çok daha prestijli bir konum ortaya çıkarmaz mı?


Tarihin başlangıcında iki Türk Devleti var; biri ETRÜSKLER biri de PELASKLAR’dır. Pelask ulusu Yunanistan’a Yunanlılardan bin yıl önce gelip yaşamıştır. Bu durumda Yunanistan’da Yunanlılardan önce bir Türk Devleti kurulmuş olmuyor mu? Araştırmacı Adile AYDA Latin Alfabesinin Pelesklerden geldiğini savunuyor.


Buna ne buyrulur!


Acaba tarih yeniden mi yazılmalı?


1997 yılı Mart ya da Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi’nde Ahmet Taner Kışlalı’nın bir yazısı çıkar: “TARİH YENİDEN Mİ YAZILMALI?” Bu savı da aşağıdaki bulgulara dayandırır yazısında:


Fransa’daki bazı bilim adamlarının bulguları, kütüphanelerdeki bulgular Türklerin yaklaşık 2200 yıl önce İstanbul’a geldiklerini kanıtlıyor. Hatta buraya “ASTANBOLİK” adını vermişler. ASTAN Ön Türkçede “GÖK”, Zazacada “GÖKYÜZÜ” anlamına geliyor. “BOLİK” de “KENT” anlamına geliyor. Türkçe de KENT.


Örnegin Hun Devlet geleneğinde Ordu karargâhlarının olduğu yere özellikle Uygurlarda “ORDUBOLİK” deniyordu ve aynı zamanda buralar “başkent” anlamına da geliyordu.


Bir başka açıdan bakıldığında yıllardır bizlere söylenen “Türk Tarihi ORHUN Yazıtlarıyla Başlar” ifadesi ne yazik ki gerçekçi olamıyor.

Dönüp dolaşıp yine Yüce Atatürk’ün şu ifadesine geliyoruz: “Bu memleket 7000 yıllık bir Türk Beşiğidir ve bu beşik de medeniyetin özüdür.”


Bu söz boşuna ya da rastgele söylenmiş olamaz bize göre.


Aslolan doğruların ortaya çıkması, zira zaman en kutlu yargıçtır. Zaman hiç bir biçimde gerçeğin çok uzun süre gizli kalmasına izin vermez. Türk Ulusunun uygarlığın beşiği olduğuna dair bulgular er geç kanıtlanacaktır.

Kazım Mirşan’ın bulgularına bilim adamları bugüne dek kuşku ve araştırmacı bir gözle bakmış olsalardı aslında şu an çok şey kökünden değismiş olacaktı. Ne yazık ki bu konu da tipik Türk usulü geçiştirme uygulandı bugüne dek..


Yarın yine devam…


Artık bitiriyoruz bu konuyu, duyurulur.

0 yorum:

Yorum Gönder